
Yükseköğretim Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına göre, sınavda 180 ve üzeri puan alan 1 milyon 233 bin 580 kişi ikinci aşama sınav olan Lisans Yerleştirme Sınavı’na (LYS) girmeye hak kazandı.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, YGS sonuçlarıyla ilgili bilgi vermek için YÖK’te basın toplantısı düzenledi.
Prof. Dr. Yarımağan’ın verdiği bilgilere göre, ÖSYS’ye 1 milyon 587 bin 990 aday başvururken, bunlardan 75 bin 471’i sınavsız geçiş başvurusu yaptı.
YGS’ye giren 1 milyon 487 bin 626 adaydan 133’ünün sınavı değişik nedenlerle iptal edilirken, sınavı geçerli sayılan aday sayısı ise 1 milyon 487 bin 493 olarak tespit edildi. 1 milyon 473 bin 337 adayın sınavda puanı hesaplanırken, 14 bin 156 adayın puanı hesaplanamadı.
Sınavda 70 bin 248 aday 140 puanın altında kaldı, 169 bin 509 aday 140-180 arasında puan aldı. 180’in üzerinde puan alan aday sayısı 1 milyon 233 bin 580 oldu. Bu adaylar ikinci aşama sınav olan LYS’ye girmeye hak kazandı.
Sınavda adaylardan toplam 1 milyon 403 bin 89’u ise bir yükseköğretim programına yerleşmek için tercih hakkı kazandı. Sınavda 69 kopya tespit edildi.
YGS´DE BAŞARILI İLLER
En başarılı il Yalova. İkinci Kayseri, üçüncü ise Aydın.
Erzurum ve Batman, başarı sıralamasında İstanbul´u geçti. İstanbul 43’üncü sırada yer aldı.
78. sıradaki il Artvin. 1. Yalova ile 78. sıradaki Artvin arasındaki puan farkı 24. YGS’nin değerlendirilirken her bir aday için YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 olmak üzere altı ayrı puan türü oluşturuluyor.
Sınavda 140-180 arası puan alan adaylar sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açıköğretim
programlarını tercih edebilecek. YGS puanlarının en az biri 180 olan adaylar LYS’ye girmeye hak kazanabilecek.
Sınavda 180 ve üzeri puan alanlar, hem meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açık öğretim programlarını hem de YGS puanı ile öğrenci alan lisans programlarını tercih edebilecek.
Özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilmek için ise YGS puanlarından
en az birinin 140 ve üzeri olması gerekecek.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009
En sevdiğim konu mesleğimle, gazetecilikle ilgili olanlar.
Onun için Milliyet’in artık efsane olmuş genel yayın müdürü Abdi İpekçi ile ilgili tartışmaların içine girmeden, kendisiyle ilgili görüşlerime öncelik vermek istedim. (Gazetecilik ile ilgili genel
gündem sonraya kalacak.)
Kendisini Galatasaray Lisesi yıllarımda (benden 5 sınıf büyüktü) uzaktan tanımıştım. Okul dergisine karikatür çizerdi.
Sonra 1957-60 arasında Ankara’da Cihad Baban’ın başyazarlığını yaptığı, Yeni Gün gazetesini yönetirken Avrupa’ya NATO’nun düzenlediği çeşitli geziler sırasında birçok defa birlikte olduk.
27 Mayıs sonrasında bana, Türkiye’de ilk defa ihdas ettiği ‘Milliyet’in Ankara diplomasi muhabirliği’ teklifinde bulundu. Altı yıl bu görevi yaptım. Sonra büro içinde oluşan bir çatışmadan dolayı işime son verdi.
Ama bu dönem içinde ondan edindiğim gazetecilik temelleri, 40 yıla yakın yaptığım Batı’nın önemli basın organları muhabirliklerimle birleşince, İpekçi’nin gazeteciliğine duyduğum saygı hep sürdü.
İpekçi, liseden sonra hemen profesyonel gazeteciliğe başlamış, aradan çok geçmeden de Ali Naci Karacan’ın çıkaracağı Milliyet’in ilk yöneticisi olmuştu. Ama daha sonra Türkiye’de çığır açacak bilgi ve deneyiminin temelini ABD’de bir mahalli gazetede çalışarak atmıştı.
Abdi bey, Milliyet’e en büyük tirajı değil, ama (o zaman da en çok tirajlı Hürriyet idi) itibar ile ‘referans gazetesi olma’ vasfını getirdi.
En fazla önem verdiği şey, gazetenin esasını, ister siyasi, ister spor ile ilgili olsun, haberlerin oluşturduğunun bilinciydi.
Milliyet, şimdi bir kısım gazetemizin tartışmaya açtığı Atatürk reformlarını ve Anayasa’nın temelini oluşturan değerleri savunmasıyla tanınmıştı. Devleti yakından izleyen boyutuyla önemli bir gazeteydi.
Gazetenin her yönüyle tahkik edilmiş, okurları ilgilendirecek her tür ilginç ve doğru habere dayalı olmasına öncelik verirdi.
Böylece düzenleyip sürekli kontrolü altında bulunan spor sayfası dillere destan olmuştu. Devletin işleyişiyle ilgili Ankara’da olup bitenler en doğru ve yansız şekilde Milliyet’te yer alır, yabancılar daima Milliyet haberlerine atıfta bulunurlardı. Çoğu gazete Milliyet’e bakıp yön bulurdu.
Batı basınının ‘human intereststories’ dediği ekonomi, siyaset gibi ciddi konular dışında kalan, insanları ilgilendiren konular da Milliyet’in vazgeçilmezleri arasındaydı. Gazetein itibarı haber kaynaklarına ulaşmamızı çok kolaylaştırırdı.
Abdi İpekçi’nin çağdaş gazeteciliği hangi boyutlarıyla özümsemiş olduğunu, New York Times, Daily Telegraph gibi ABD ve İngiltere’nin en büyük ve seviyeli iki gazetesinde çalıştıkça daha iyi anlamışımdır. Çünkü kendisi daha ziyade Batı’nın gelişmiş ülkelerindeki gazetecilik temel prensiplerini Türk okurunun gereksinimlerine uygulamayı bilmiştir.
Milliyet’in kurucusu Ali Naci Karacan öldüğünde, yerine geçen oğlu ile İpekçi’nin ilişkileri kolay olmamıştır.
Yankı dergisini yayımlarken Milliyet’i kapak konusu olarak seçip, kapakta fotoğraf olarak İpekçi ile E. Karacan’ı kullanmış, gazetenin başarısında kendisinin ne kadar önemli rol oynadığını yazmıştım.
Unutmuyorum; Abdi bey telefonda yaklaşımıma teşekkür etmiş, fakat patronunun, yaptıklarının bilincinde olmadığı düşüncesini veren ‘Ama beni güç durumda bıraktın bu övgüyle’ demişti.
Önde gelen Batı gazetelerinde görüldüğü gibi, gazetelerin üst kademe yöneticilerinden temel vasıfları İpekçi’de birleşmişti. Bunlar arasında ‘en iyi ekibi seçme ve onlardan en iyi şekilde yararlanma’ en önde gelen vasıftı.
O günlerin kadrosundan bugün Hasan Pulur ile Sami Kohen, Türk gazeteciliğinde kendi alanlarında hâlâ en ön planda bulunuyorlar.
Haber müdürlüğü yapmış Ömer Sami Coşar’ı hiç unutmuyorum.
Milliyet’te, Abdi İpekçi döneminde o kadar çok iyi gazeteci yetişti ki…
* * *
MEDYA NOTU: Hürriyet, Time dergisinde Türkiye’nin, Atatürk, İnönü, Menderes ve Naim Süleymanoğlu fotoğraflarıyla ‘kapak’ olduğunu yazmış. Galatasaray Lisesi’nden bir ağabey Ali Z. Oraloğlu da buna Şükrü Saracoğlu’nu eklemiş. Ama sadece benim bu derginin temsilciliğini yaptığım dönemde, 1960-1999 arasında dört defa kapak olduğu unutulmuş. Önce Kenan Evren, arada iki kişisel olmayan kapak ve sonuncusu 1999′da Abdullah Öcalan.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009
AP – STOCKHOLM – İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindh’i öldürmek suçundan hakkında dava açılan Mihailo Mihailoviç, itirafnamesinde, cinayeti kafasındaki seslere uyup işlediğini söyledi. Alışveriş merkezinde dolaşırken Lindh’i gördükten sonra sesler duyduğunu söyleyen zanlı, "Bilmiyorum ama galiba Hz. İsa’nın sesiydi. Beni seçmişti" dedi. Kaçarken bıçağını düşürdüğünü söyleyen Mihailoviç, cinayet için hiç bir siyasi nedeni bulunmadığını da ekleyip, "Başkası da olabilirdi" diye konuştu. Lindh geçen eylül ayında bir alışveriş merkezinde bıçaklanarak öldürülmüştü.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009
AP – STOCKHOLM – İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindh’i öldürmek suçundan hakkında dava açılan Mihailo Mihailoviç, itirafnamesinde, cinayeti kafasındaki seslere uyup işlediğini söyledi. Alışveriş merkezinde dolaşırken Lindh’i gördükten sonra sesler duyduğunu söyleyen zanlı, "Bilmiyorum ama galiba Hz. İsa’nın sesiydi. Beni seçmişti" dedi. Kaçarken bıçağını düşürdüğünü söyleyen Mihailoviç, cinayet için hiç bir siyasi nedeni bulunmadığını da ekleyip, "Başkası da olabilirdi" diye konuştu. Lindh geçen eylül ayında bir alışveriş merkezinde bıçaklanarak öldürülmüştü.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009
Son filmini çevireli 15 yıl olmuş. Bir Marco Ferreri filmi, ‘La Casa del sorriso/House of Smile’. Ingrid Thulin, despot bir yönetimin yaşlılara kan kusturduğu bir huzur evinde kalan Andelina’yı oynuyor. Andelina, aynı mekânın sakinlerinden Andrea ile kaçamak bir aşk yaşamakta. Sonunda yakalanıyorlar ama Andelina ilişkisine sahip çıkamasa da özgürlüğüne kavuşuyor. Yanlış hatırlamıyorsam, bir de hain hemşirelerin çaldığı takma diş meselesi söz konusuydu.
Bizim gönlümüze yer etmiş, hafızamıza nakşolmuş Ingrid Thulin suretinden ne kadar farklı bir karakter. Ama aktris, her şeyden önce bir Ingmar Bergman oyuncusu olarak tanınsa bile başka yönetmenlerle de çalışmış, başka filmlerde de oynamıştı. Hatta bir Tinto Brass filminde bile. İtalyan yönetmen, Üçüncü Reich eleştirisi kisvesi altında kendine özgü ‘X’lik tablolarını sergilerken, Ingrid Thulin’i genelev sahibesi Madam Kitty olarak görmek ilginç bir tecrübeydi.
Bergman filmleri dışında başka büyük ustalarla da çalıştı. Örneğin, Alain Resnais’nin ender ‘lineer’ filmlerinden ‘La Guerre est finie’da (Savaş Bitti) yaşlı devrimci Yves Montand’ın dava arkadaşı Marianne’i oynadı. Luchino Visconti’nin ‘The Damned’inde (Lanetliler) ise hatırlı Essenbeck ailesinin kızı Sophie’ydi. ‘Salon Kitty’de olduğu gibi, gene Nazi bir sevgilisi vardı. Hollywood macerası ise pek parlak değildir. İlk kez, Robert Mitchum’ın sevgilisi olarak ‘Foreign Intrigue’de (1956) oynamıştı. Sonra ‘The Four Horsemen of the Apocalypse’de (Mahşerin Dört Atlısı), Nazilere karşı mücadele eden Glenn Ford’la başrolü paylaştı. Film gişede çöktü, olumsuz eleştiriler aldı, üstelik diyaloglarını Angela Lansbury seslendirdi, yani düpedüz dublaj yaptı.
Balıkçı kızı, balerin Ingrid, esas yönetmeni Bergman’la tiyatroda tanıştı. Sinemada onunla birlikte ilk kez ‘Yaban Çilekleri’nde (Wild Strawberries) çalıştı. Bir başka saygın İsveçli yönetmenin, Victor Sjöström’ün başrolünde oynadığı, bu ihtiyarlıkta hayat muhasebesi filmi, dikkati ilk kez Thulin üzerine çekti. Rolü başrol değildi ama yönetmenine çok uygun bir oyuncu olduğunu hemen belli etmişti. Ingrid Thulin, diğer iki İsveçli aktrisin, Greta Garbo ile Ingrid Bergman’ın kumaşından bir star değil (kaldı ki, ikisinden katbekat iyi oyuncudur). Elbette bir star ama sinema endüstrisi ona Garbo’ya yaklaştığı kadar bile yaklaşamadı. Thulin, güzelliği ile seksiliğini inkâr etmesek de, sonuçta aklıyla oynayan, duygularını karaktere göre şekillendiren bir oyuncuydu. Bergman’ın karmaşık, acı çeken, kadınlarına herkesten daha büyük başarıyla (Liv Ullmann dahil) can katıyordu. ‘Winter Light’ın (Kış Işığı) Marta’sı,
‘Cries and Whispers’ın (Çığlıklar ve Fısıltılar) Karin’i, özellikle de ‘Sessizlik’in (Silence) Ester’i olarak, bir Buzlar Prensesi sükûneti, bir İskandinav melankolisiyle ruhumuzda yer etti. Sinematek dönemimizin yıldızlarından biri oldu. 7 Ocak’ta, son yıllarını geçirdiği Roma’dan alelacele gelip hastaneye yattığı Stokholm’de kanserden ölmüş olması da bu durumu değiştirmez.
Onu hep hayranlıkla yâd edeceğiz.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009
KKTC lideri: ‘Annan Planı masada’ diye bir söylem olabilir. Hazırlıklar, planda olan tuzakları aşmak için
AA – LEFKOŞA – KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önceki gün İstanbul’da buluştuğu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planı temelinde çözüm için çalışılması telkini alsa da farklı bir üslup benimsemedi. “Kıbrıs sorununu halletmek esastır. Fakat halletmek
için Kıbrıs’tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur” diyen Denktaş, Annan Planı’nda, tuzakların ortadan kaldırılmasına çalışıldığını söyledi.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, CTP-DP koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a yarın sunulacağını açıkladı.
Denktaş, ilçe başkanlarıyla düzenlenen toplantıya girerken yaptığı açıklamada, toplantıda bakanların kimler olacağının görüşüleceğini belirterek, “Listeyi yarın sunacağız” dedi.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı karşılamak üzere gittikleri havaalanında görüştüklerini ve kabineyi sunmak için yarın saat 17.00′ye kadar süreleri olduğunu kaydeden Serdar Denktaş, “Bu süreyi kullanalım” diye konuştu.
Bakanları atama konusunda son sözün kendisinde olduğunu da açıklayan Denktaş, “Bazı bakanlıkların isimlerinin değişti, daha da değişiklik olabilir. Dünkü açıklamalar sırf hangi bakanlıkların kimde olduğunu belirtmek için yapıldı” dedi.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009
Yasadışı örgütleri çökertmek için ‘itiraf’ şartıyla uygulanan yasa, katliamcılara yaramış. 44 Sivas sanığından 42’si serbest kalacak
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009
REUTERS – ATİNA – Terör saldırılarından endişelenen ABD ordusu, Olimpiyat Oyunları’nın yapılacağı Yunanistan’da askeri tatbikat yapacak. 13 Ağustos’ta başlayacak olimpiyatlar için ilk tatbikat martta. Atina ile Washington arasında sağlanan anlaşma, ağustosa kadar en az beş tatbikat yapılmasını öngörüyor. Yunan anayasası yabancı orduların ülkede bulunmasını izin vermediği için yeni bir yasal düzenleme gerek. Ancak 7 Mart seçimleri nedeniyle 6 Şubat’ta kapanacak olan parlamentonun fazla vakti kalmadığı belirtiliyor.
Atina güvenlik için 45 bin görevli seferber etti.
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009
REUTERS – ATİNA – Terör saldırılarından endişelenen ABD ordusu, Olimpiyat Oyunları’nın yapılacağı Yunanistan’da askeri tatbikat yapacak. 13 Ağustos’ta başlayacak olimpiyatlar için ilk tatbikat martta. Atina ile Washington arasında sağlanan anlaşma, ağustosa kadar en az beş tatbikat yapılmasını öngörüyor. Yunan anayasası yabancı orduların ülkede bulunmasını izin vermediği için yeni bir yasal düzenleme gerek. Ancak 7 Mart seçimleri nedeniyle 6 Şubat’ta kapanacak olan parlamentonun fazla vakti kalmadığı belirtiliyor.
Atina güvenlik için 45 bin görevli seferber etti.