» Güncel
Posof Öğretmenevi Rss

İpekçi’ye dair

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009

En sevdiÄŸim konu mesleÄŸimle, gazetecilikle ilgili olanlar.

Onun için Milliyet’in artık efsane olmuÅŸ genel yayın müdürü Abdi İpekçi ile ilgili tartışmaların içine girmeden, kendisiyle ilgili görüşlerime öncelik vermek istedim. (Gazetecilik ile ilgili genel

gündem sonraya kalacak.)

Kendisini Galatasaray Lisesi yıllarımda (benden 5 sınıf büyüktü) uzaktan tanımıştım. Okul dergisine karikatür çizerdi.

Sonra 1957-60 arasında Ankara’da Cihad Baban’ın baÅŸyazarlığını yaptığı, Yeni Gün gazetesini yönetirken Avrupa’ya NATO’nun düzenlediÄŸi çeÅŸitli geziler sırasında birçok defa birlikte olduk.

27 Mayıs sonrasında bana, Türkiye’de ilk defa ihdas ettiÄŸi ‘Milliyet’in Ankara diplomasi muhabirliÄŸi’ teklifinde bulundu. Altı yıl bu görevi yaptım. Sonra büro içinde oluÅŸan bir çatışmadan dolayı iÅŸime son verdi.

Ama bu dönem içinde ondan edindiÄŸim gazetecilik temelleri, 40 yıla yakın yaptığım Batı’nın önemli basın organları muhabirliklerimle birleÅŸince, İpekçi’nin gazeteciliÄŸine duyduÄŸum saygı hep sürdü.

İpekçi, liseden sonra hemen profesyonel gazeteciliÄŸe baÅŸlamış, aradan çok geçmeden de Ali Naci Karacan’ın çıkaracağı Milliyet’in ilk yöneticisi olmuÅŸtu. Ama daha sonra Türkiye’de çığır açacak bilgi ve deneyiminin temelini ABD’de bir mahalli gazetede çalışarak atmıştı.

Abdi bey, Milliyet’e en büyük tirajı deÄŸil, ama (o zaman da en çok tirajlı Hürriyet idi) itibar ile ‘referans gazetesi olma’ vasfını getirdi.

En fazla önem verdiği şey, gazetenin esasını, ister siyasi, ister spor ile ilgili olsun, haberlerin oluşturduğunun bilinciydi.

Milliyet, ÅŸimdi bir kısım gazetemizin tartışmaya açtığı Atatürk reformlarını ve Anayasa’nın temelini oluÅŸturan deÄŸerleri savunmasıyla tanınmıştı. Devleti yakından izleyen boyutuyla önemli bir gazeteydi.

Gazetenin her yönüyle tahkik edilmiş, okurları ilgilendirecek her tür ilginç ve doğru habere dayalı olmasına öncelik verirdi.

Böylece düzenleyip sürekli kontrolü altında bulunan spor sayfası dillere destan olmuÅŸtu. Devletin iÅŸleyiÅŸiyle ilgili Ankara’da olup bitenler en doÄŸru ve yansız ÅŸekilde Milliyet’te yer alır, yabancılar daima Milliyet haberlerine atıfta bulunurlardı. ÇoÄŸu gazete Milliyet’e bakıp yön bulurdu.

Batı basınının ‘human intereststories’ dediÄŸi ekonomi, siyaset gibi ciddi konular dışında kalan, insanları ilgilendiren konular da Milliyet’in vazgeçilmezleri arasındaydı. Gazetein itibarı haber kaynaklarına ulaÅŸmamızı çok kolaylaÅŸtırırdı.

Abdi İpekçi’nin çaÄŸdaÅŸ gazeteciliÄŸi hangi boyutlarıyla özümsemiÅŸ olduÄŸunu, New York Times, Daily Telegraph gibi ABD ve İngiltere’nin en büyük ve seviyeli iki gazetesinde çalıştıkça daha iyi anlamışımdır. Çünkü kendisi daha ziyade Batı’nın geliÅŸmiÅŸ ülkelerindeki gazetecilik temel prensiplerini Türk okurunun gereksinimlerine uygulamayı bilmiÅŸtir.

Milliyet’in kurucusu Ali Naci Karacan öldüğünde, yerine geçen oÄŸlu ile İpekçi’nin iliÅŸkileri kolay olmamıştır.

Yankı dergisini yayımlarken Milliyet’i kapak konusu olarak seçip, kapakta fotoÄŸraf olarak İpekçi ile E. Karacan’ı kullanmış, gazetenin baÅŸarısında kendisinin ne kadar önemli rol oynadığını yazmıştım.

Unutmuyorum; Abdi bey telefonda yaklaşımıma teÅŸekkür etmiÅŸ, fakat patronunun, yaptıklarının bilincinde olmadığı düşüncesini veren ‘Ama beni güç durumda bıraktın bu övgüyle’ demiÅŸti.

Önde gelen Batı gazetelerinde görüldüğü gibi, gazetelerin üst kademe yöneticilerinden temel vasıfları İpekçi’de birleÅŸmiÅŸti. Bunlar arasında ‘en iyi ekibi seçme ve onlardan en iyi ÅŸekilde yararlanma’ en önde gelen vasıftı.

O günlerin kadrosundan bugün Hasan Pulur ile Sami Kohen, Türk gazeteciliğinde kendi alanlarında hâlâ en ön planda bulunuyorlar.

Haber müdürlüğü yapmış Ömer Sami CoÅŸar’ı hiç unutmuyorum.

Milliyet’te, Abdi İpekçi döneminde o kadar çok iyi gazeteci yetiÅŸti ki…

* * *

MEDYA NOTU: Hürriyet, Time dergisinde Türkiye’nin, Atatürk, İnönü, Menderes ve Naim SüleymanoÄŸlu fotoÄŸraflarıyla ‘kapak’ olduÄŸunu yazmış. Galatasaray Lisesi’nden bir aÄŸabey Ali Z. OraloÄŸlu da buna Şükrü SaracoÄŸlu’nu eklemiÅŸ. Ama sadece benim bu derginin temsilciliÄŸini yaptığım dönemde, 1960-1999 arasında dört defa kapak olduÄŸu unutulmuÅŸ. Önce Kenan Evren, arada iki kiÅŸisel olmayan kapak ve sonuncusu 1999′da Abdullah Öcalan.

Lindh’i ‘İsa için’ öldürmüş

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009

AP - STOCKHOLM - İsveç DışiÅŸleri Bakanı Anna Lindh’i öldürmek suçundan hakkında dava açılan Mihailo Mihailoviç, itirafnamesinde, cinayeti kafasındaki seslere uyup iÅŸlediÄŸini söyledi. AlışveriÅŸ merkezinde dolaşırken Lindh’i gördükten sonra sesler duyduÄŸunu söyleyen zanlı, "Bilmiyorum ama galiba Hz. İsa’nın sesiydi. Beni seçmiÅŸti" dedi. Kaçarken bıçağını düşürdüğünü söyleyen Mihailoviç, cinayet için hiç bir siyasi nedeni bulunmadığını da ekleyip, "BaÅŸkası da olabilirdi" diye konuÅŸtu. Lindh geçen eylül ayında bir alışveriÅŸ merkezinde bıçaklanarak öldürülmüştü.

Lindh’i ‘İsa için’ öldürmüş

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009

AP - STOCKHOLM - İsveç DışiÅŸleri Bakanı Anna Lindh’i öldürmek suçundan hakkında dava açılan Mihailo Mihailoviç, itirafnamesinde, cinayeti kafasındaki seslere uyup iÅŸlediÄŸini söyledi. AlışveriÅŸ merkezinde dolaşırken Lindh’i gördükten sonra sesler duyduÄŸunu söyleyen zanlı, "Bilmiyorum ama galiba Hz. İsa’nın sesiydi. Beni seçmiÅŸti" dedi. Kaçarken bıçağını düşürdüğünü söyleyen Mihailoviç, cinayet için hiç bir siyasi nedeni bulunmadığını da ekleyip, "BaÅŸkası da olabilirdi" diye konuÅŸtu. Lindh geçen eylül ayında bir alışveriÅŸ merkezinde bıçaklanarak öldürülmüştü.

Bir Bergman oyuncusu

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009

Son filmini çevireli 15 yıl olmuÅŸ. Bir Marco Ferreri filmi, ‘La Casa del sorriso/House of Smile’. Ingrid Thulin, despot bir yönetimin yaÅŸlılara kan kusturduÄŸu bir huzur evinde kalan Andelina’yı oynuyor. Andelina, aynı mekânın sakinlerinden Andrea ile kaçamak bir aÅŸk yaÅŸamakta. Sonunda yakalanıyorlar ama Andelina iliÅŸkisine sahip çıkamasa da özgürlüğüne kavuÅŸuyor. Yanlış hatırlamıyorsam, bir de hain hemÅŸirelerin çaldığı takma diÅŸ meselesi söz konusuydu.

Bizim gönlümüze yer etmiÅŸ, hafızamıza nakÅŸolmuÅŸ Ingrid Thulin suretinden ne kadar farklı bir karakter. Ama aktris, her ÅŸeyden önce bir Ingmar Bergman oyuncusu olarak tanınsa bile baÅŸka yönetmenlerle de çalışmış, baÅŸka filmlerde de oynamıştı. Hatta bir Tinto Brass filminde bile. İtalyan yönetmen, Üçüncü Reich eleÅŸtirisi kisvesi altında kendine özgü ‘X’lik tablolarını sergilerken, Ingrid Thulin’i genelev sahibesi Madam Kitty olarak görmek ilginç bir tecrübeydi.

Bergman filmleri dışında baÅŸka büyük ustalarla da çalıştı. ÖrneÄŸin, Alain Resnais’nin ender ‘lineer’ filmlerinden ‘La Guerre est finie’da (SavaÅŸ Bitti) yaÅŸlı devrimci Yves Montand’ın dava arkadaşı Marianne’i oynadı. Luchino Visconti’nin ‘The Damned’inde (Lanetliler) ise hatırlı Essenbeck ailesinin kızı Sophie’ydi. ‘Salon Kitty’de olduÄŸu gibi, gene Nazi bir sevgilisi vardı. Hollywood macerası ise pek parlak deÄŸildir. İlk kez, Robert Mitchum’ın sevgilisi olarak ‘Foreign Intrigue’de (1956) oynamıştı. Sonra ‘The Four Horsemen of the Apocalypse’de (MahÅŸerin Dört Atlısı), Nazilere karşı mücadele eden Glenn Ford’la baÅŸrolü paylaÅŸtı. Film giÅŸede çöktü, olumsuz eleÅŸtiriler aldı, üstelik diyaloglarını Angela Lansbury seslendirdi, yani düpedüz dublaj yaptı.

Balıkçı kızı, balerin Ingrid, esas yönetmeni Bergman’la tiyatroda tanıştı. Sinemada onunla birlikte ilk kez ‘Yaban Çilekleri’nde (Wild Strawberries) çalıştı. Bir baÅŸka saygın İsveçli yönetmenin, Victor Sjöström’ün baÅŸrolünde oynadığı, bu ihtiyarlıkta hayat muhasebesi filmi, dikkati ilk kez Thulin üzerine çekti. Rolü baÅŸrol deÄŸildi ama yönetmenine çok uygun bir oyuncu olduÄŸunu hemen belli etmiÅŸti. Ingrid Thulin, diÄŸer iki İsveçli aktrisin, Greta Garbo ile Ingrid Bergman’ın kumaşından bir star deÄŸil (kaldı ki, ikisinden katbekat iyi oyuncudur). Elbette bir star ama sinema endüstrisi ona Garbo’ya yaklaÅŸtığı kadar bile yaklaÅŸamadı. Thulin, güzelliÄŸi ile seksiliÄŸini inkâr etmesek de, sonuçta aklıyla oynayan, duygularını karaktere göre ÅŸekillendiren bir oyuncuydu. Bergman’ın karmaşık, acı çeken, kadınlarına herkesten daha büyük baÅŸarıyla (Liv Ullmann dahil) can katıyordu. ‘Winter Light’ın (Kış Işığı) Marta’sı,

‘Cries and Whispers’ın (Çığlıklar ve Fısıltılar) Karin’i, özellikle de ‘Sessizlik’in (Silence) Ester’i olarak, bir Buzlar Prensesi sükûneti, bir İskandinav melankolisiyle ruhumuzda yer etti. Sinematek dönemimizin yıldızlarından biri oldu. 7 Ocak’ta, son yıllarını geçirdiÄŸi Roma’dan alelacele gelip hastaneye yattığı Stokholm’de kanserden ölmüş olması da bu durumu deÄŸiÅŸtirmez.

Onu hep hayranlıkla yâd edeceğiz.

Denktaş aynı telden

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009

KKTC lideri: ‘Annan Planı masada’ diye bir söylem olabilir. Hazırlıklar, planda olan tuzakları aÅŸmak için
AA - LEFKOÅžA - KKTC CumhurbaÅŸkanı Rauf DenktaÅŸ, önceki gün İstanbul’da buluÅŸtuÄŸu BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’dan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planı temelinde çözüm için çalışılması telkini alsa da farklı bir üslup benimsemedi. “Kıbrıs sorununu halletmek esastır. Fakat halletmek

için Kıbrıs’tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur” diyen DenktaÅŸ, Annan Planı’nda, tuzakların ortadan kaldırılmasına çalışıldığını söyledi.

KKTC’de kabine listesi yarın DenktaÅŸ’a sunulacak

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 30-01-2009

Demokrat Parti (DP) Genel BaÅŸkanı, Devlet Bakanı ve BaÅŸbakan Yardımcısı Serdar DenktaÅŸ, CTP-DP koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesinin CumhurbaÅŸkanı Rauf DenktaÅŸ’a yarın sunulacağını açıkladı.

DenktaÅŸ, ilçe baÅŸkanlarıyla düzenlenen toplantıya girerken yaptığı açıklamada, toplantıda bakanların kimler olacağının görüşüleceÄŸini belirterek, “Listeyi yarın sunacağız” dedi.

CTP Genel BaÅŸkanı Mehmet Ali Talat ile, CumhurbaÅŸkanı Rauf DenktaÅŸ’ı karşılamak üzere gittikleri havaalanında görüştüklerini ve kabineyi sunmak için yarın saat 17.00′ye kadar süreleri olduÄŸunu kaydeden Serdar DenktaÅŸ, “Bu süreyi kullanalım” diye konuÅŸtu.

Bakanları atama konusunda son sözün kendisinde olduÄŸunu da açıklayan DenktaÅŸ, “Bazı bakanlıkların isimlerinin deÄŸiÅŸti, daha da deÄŸiÅŸiklik olabilir. Dünkü açıklamalar sırf hangi bakanlıkların kimde olduÄŸunu belirtmek için yapıldı” dedi.

Sivas mahkûmları serbest bırakılıyor

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009

Yasadışı örgütleri çökertmek için ‘itiraf’ ÅŸartıyla uygulanan yasa, katliamcılara yaramış. 44 Sivas sanığından 42’si serbest kalacak

ABD ordusu olimpiyatlarda

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009

REUTERS - ATİNA - Terör saldırılarından endiÅŸelenen ABD ordusu, Olimpiyat Oyunları’nın yapılacağı Yunanistan’da askeri tatbikat yapacak. 13 AÄŸustos’ta baÅŸlayacak olimpiyatlar için ilk tatbikat martta. Atina ile Washington arasında saÄŸlanan anlaÅŸma, aÄŸustosa kadar en az beÅŸ tatbikat yapılmasını öngörüyor. Yunan anayasası yabancı orduların ülkede bulunmasını izin vermediÄŸi için yeni bir yasal düzenleme gerek. Ancak 7 Mart seçimleri nedeniyle 6 Åžubat’ta kapanacak olan parlamentonun fazla vakti kalmadığı belirtiliyor.

Atina güvenlik için 45 bin görevli seferber etti.

ABD ordusu olimpiyatlarda

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009

REUTERS - ATİNA - Terör saldırılarından endiÅŸelenen ABD ordusu, Olimpiyat Oyunları’nın yapılacağı Yunanistan’da askeri tatbikat yapacak. 13 AÄŸustos’ta baÅŸlayacak olimpiyatlar için ilk tatbikat martta. Atina ile Washington arasında saÄŸlanan anlaÅŸma, aÄŸustosa kadar en az beÅŸ tatbikat yapılmasını öngörüyor. Yunan anayasası yabancı orduların ülkede bulunmasını izin vermediÄŸi için yeni bir yasal düzenleme gerek. Ancak 7 Mart seçimleri nedeniyle 6 Åžubat’ta kapanacak olan parlamentonun fazla vakti kalmadığı belirtiliyor.

Atina güvenlik için 45 bin görevli seferber etti.

‘Okul’un üzerindeki karabasan

0

Posted by admin | Posted in Güncel | Posted on 29-01-2009

İlk filmlerinde Türkiye koÅŸullarında riskli bir tür olan ‘korku’yu tercih eden Taylan biraderler, ‘Okul’da hayalet öyküleriyle gençlik filmlerinden ödünç aldıkları modelleri ‘kırık bir aÅŸk hikâyesi’ne dönüştürmüş. ‘Zımba gibi’ deÄŸilse de derdini anlatmayı baÅŸaran bir ilk film ‘Okul’