Posof Öğretmenevi Rss

Dört Türk artık AP üyesi

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-01-2009

AA – STRASBOURG – Avrupa Parlamentosu seçimlerinde toplam dört Türk ipi göğüsledi. Ancak 30 Türk asıllı adayın Almanya dışında pek iyi performans sergileyemedikleri görüldü. Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) Vural Öger, 90/Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir ve Demokratik Sosyalizm Partisi’nden (PDS) Feleknas Uca (27) seçilmeyi başardı. Finlandiya’da ise Türk asıllı Nesrin Can, Sosyal Demokrat Parti’den AP’ye girdi. Başbakan Gerhard Schröder’in isteğiyle SPD’nin 10. sıradan adayı olan Vural Öğer, Hamburg’dan seçilen tek milletvekili oldu. Alman sosyal demokrat parlamenter Ozan Ceyhun ise AP’ye veda ediyor. Cem Özdemir de Birlik 90/Yeşiller Partisi’nin 6. sıradan adayıydı. Belçika’da Flaman Sosyalist Parti’den Fatma Pehlivan, Yeşiller’den Meryem Kaçar ve Liberal Parti’den Günsel Elmas, Hollanda’da Hıristiyan Demokrat Parti’den Osman Elmacı, Sosyal Demokrat İşçi Parti’den Emine Bozkurt ve Yeşil-Sol Parti’den Doğan Gök gibi tercihli listelerde bulunan Türk adayların durumu ise birkaç gün içinde belli olacak. Hepsi olmasa da bu adaylar arasından tercihli sistem sayesinde AP’ye girmeyi umut edenler var. İkinci kez seçilen Feleknas Uca da ilk mesajında, "Her zaman demokrasi ve insan hakları için mücadele ettik. İşlerimizin devamı açısından ikinci kez AP’ye seçilmem çok önemli. Türkiye, Leyla Zana’nın da serbest bırakılmasıyla önemli bir adım atmıştır. Türkiye’deki reformların devam ettirilmesi için desteğimizi sürdüreceğiz. Benim için Türk kökenli seçmenlerin de seçimlere katılması önemliydi" dedi.

Ticaret Sigorta üniversitelilerin yanında

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-01-2009

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Bahar Şenliği’nde Ticaret Sigorta da sponsorlar arasındaki yerini aldı. Beş gün süren Yıldız Teknik Üniversitesi Şenlikleri’ne katılan öğrencilerin tişörtleri ve şapkaları Ticaret Sigorta tarafından dağıtıldı. Şenlik alanında yapılan spor etkinliklerine (tenis, basketbol) katılan takımlardan bazılarının aktiviteler sırasında giydikleri kıyafetleri de Ticaret Sigorta tarafından üstlenildi. Şenlikler sırasında sanatçı Nurseli İdiz, Soner Arıca ve Asrın’ı da Ticaret Sigorta standında Yıldız Teknik Üniversiteli öğrenci ve hayranlarıyla buluştu.

Zaafların sonuçları

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-01-2009

Dış politikada sorunları çözmek ve barışı sağlamak kuşkusuz temel amaç. Sorunları çözmek için gayret sarf edenleri herkes alkışlar.

Ulusal çıkarları savunmanızdan dolayı sorunlar çözümlenemiyorsa, uzlaşmazlıkla suçlanırsınız.

AKP hükümeti, Kıbrıs sorununu, AB üyeliği gibi daha ‘yüksek’ bir ulusal çıkar için çözmeyi amaçladı. Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını karşılamayan Annan Planı’nı kabul etti. Annan’ın uluslararası hukuka uymayan

‘boşlukları doldurma’ yöntemine razı oldu. Referandumu ve sonucunu önceden onaylayarak, 1960 sisteminin Türkiye’ye verdiği haklardan vazgeçmiş oldu. Türk tarafının çıkarları için çırpınan Sn. Denktaş’ı ‘uzlaşmaz’ diye kenara itti.

Kıbrıs Türklerinin çözüme evet demelerinden sonra, ambargoların kaldırılması yolunda henüz ciddi bir ilerleme sağlanamadı. Ama KKTC ve Türk hükümetleri, çözümü engeller korkusuyla tanınmayı istemekten çekiniyor.

AB giriş müzakerelerinin başlaması için 3 Ağustos 2002 tarihli 4. paketle Türkiye Katılım Ortaklığı Belgesi’ndeki tüm talepleri yerine getirmişti. Türkiye aleyhtarlarına ‘bahane vermemek’ için dört yeni paket daha kabul etti ve son olarak da Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılmasını sağladı. Şimdi iç barış tehlikeye girmek üzere.

1 Mart 2003 tezkeresinin çıkmaması bir hataydı.

Ama ardından çuval geçirme olayı, Türkmenlerin haklarının yenmesi ve Kerkük’ün nüfus yapısının Kürtlerce değiştirilmesi karşısında aciz kalındı. Amerika’nın Irak’a müdahalesinin gerekçesi terörizmle mücadeleyken, PKK’nın Irak’ta kalmasına göz yumuldu. Bunlara rağmen Türkiye, BOP’ta kendisine görev veren toplantılara, hiçbir karşı talepte bulunmadan, en yüksek düzeyde katıldı.

Ve bugüne geldik.

Kıbrıs’ta Rumlar, Türk tarafının AB üyesi olmak için Annan Planı’nın ötesinde taviz verebileceği izlenimi edinince, referandumda olumsuz oy kullandılar. Uluslararası toplumun geçici eleştirilerini göze aldılar. Papadopulos, Aralık 2004 AB zirvesinde ilave isteklerini karşılamazsak müzakere tarihini vetolayacağını söylüyor. Büyük AB ülkeleri, nasıl yapacaklarını şimdiden ilan ederlerse, bu vetoyu engelleyebilirler. Yoksa aralık ayı geldiğinde, BM Güvenlik Konseyi, Rum isteği üzerine Rus vetosunun durdurduğu kararı, aleyhimize daha da ağırlaştırarak çıkaracak. Zaten Annan da raporunda bunu öneriyor. Biz de çözüm için ’son’ bir fedakârlık yapacağız.

Türkiye’nin anadilde yayın uygulamasına başladığı ve Leyla Zana ile arkadaşlarını serbest bıraktığı bir sırada PKK terörist faaliyete yeniden başladı. ‘Demokrasi olan yerde terörizm olmaz’ tezi çerçevesinde BOP için model gösterilen, AB üyeliği için Kopenhag Kıstasları bağlamında Kürtlere kültürel haklar vermeye başlayan bir Türkiye bu terörizmin hedefi olacak. Amerika’nın PKK’ya müsamahası yanında, bazı AB çevrelerinin de bu terörizmi el altından desteklediği kuşkuları var.

Aralık zirvesinde giriş müzakere tarihi saptanırsa, bir yandan müzakereler sürerken, öte yandan da Leyla Zana liderliğindeki Kürt ’siyasi’ hareketi, PKK şiddetiyle desteklenecek. Buna dünya göz yumacak. Kürt ayrılıkçılığı, bölgeyi dolduracak insan hakları derneklerinin raporları ve AİHM kararlarıyla hedefine yürüyecek. AB üyeliği karşılığında, bu hedefi kabul zorunda kalacağız.

Bu duruma, barışçı olmak uğruna ulusal çıkarlardan fedakârlıkta bulunmamız yol açtı. Yıllarca meşru saydığımız çıkarlarımızdan bir alanda vazgeçtiğimizde, karşımızdakiler başka alanlarda da aynı ‘barışçı’ ya da

tavizkâr tutumu sürdüreceğimizi umarak, taleplerini hemen artırıyorlar. Biz AB üyeliği için veremeyeceğimiz hiçbir şey olmadığı izlenimi yarattığımızda, verebileceklerimizin sınırlarının ne olduğunu sınamaya yöneliyorlar.

Onun için başından beri söylüyoruz: ‘Bizde Kıbrıs’ta çözümden ve AB üyeliğinden yana görünenler, aslında her iki hedefe de varmayı istemiyorlar’. Dış politikanın doğasına uygun hareket etmezseniz ne sorunları çözebilirsiniz ne de hedefinize varabilirsiniz. Fazladan başınıza ilave dertler açarsınız.

Türkiye muhtemelen bir felakete doğru gidiyor. Bizi bu duruma sokan, buradan kurtaramaz.

‘Plazma’da fiyat düşüşü durdu’

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-01-2009

Digicom Başkanı Sabri Yiğit, ‘Plazma TV fiyatı 30 binden 4 bin dolara indi. Fiyatlar bu seviyede kalır’ dedi

Galatasaray da transfer yaptı

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 27-01-2009

Transfer politikaları nedeniyle eleştirilere hedef olan Sarı-Kırmızılılar, İstanbulsporlu Saidou ve Adanasporlu İbrahim’le medya önünde sözleşme imzaladı
İSTANBUL – Galatasaray, daha önce sözleşme imzaladığı İstanbul-sporlu Saidou ve Adanasporlu İbrahim’i, düzenlediği törenle medyaya tanıttı. Futbol Şube Sorumlusu Ergün Gürsoy, Mecidiyeköy’deki Galatasaray Sportif A.Ş. binasında gerçekleştirilen törende yaptığı konuşmada, transfer ettikleri ve görüştükleri bazı futbolcuların tatilde olduklarını, bazılarının da turnuvalara katıldığını belirterek, "Ancak kadromuza kattığımız iki oyuncu şu anda İstanbul’da. İbrahim ümit milli takım oyuncusu, hocamızın beğendiği bir futbolcu, Saidou’yu tarif etmeye gerek yok. Beş yıldan bu yana Türkiye’de oynamadığı maç yok" dedi.

Bu arada medyaya da seslenen Gürsoy, "Şimdilik idare edeceksiniz, bizim zaten kadromuz çok dolu. Yoldan gelen oyuncuyu alıp size imza fotoğrafı çektirecek halimiz yok. Biz transferimizden mutluyuz. Ne alacağımızı bildiğimiz için başkalarının ifadesi çok ilgilendirmiyor" diye konuştu. Ergün Gürsoy, her gün gazete sütunlarına çıkmak istemediklerini de kaydederek, şöyle devam etti: "Zaruret bizi oraya taşıyor, bu da sizin hoşunuza gidiyor. Ama bizim taraftarlarımızın, kongre üyelerimizin ve ailelerimizin hoşuna gitmiyor. Terbiye kurallarını aşan yorumlar yapılıyor, bazı yazılar çıkıyor, bunlara hak ettiği cevapları, düzenleyeceğimiz toplantıyla vereceğiz."

ABD basınında ‘şişirme tiraj’ skandalı

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 27-01-2009

AA – NEW YORK – 11 Eylül saldırılarının ardından ‘tarafsızlığı’ tartışılır hale gelen, ABD medyası bu kez de ‘şişirme tiraj’ skandalıyla çalkalanıyor. Newsday ve Chicago Sun Times gazetelerinin tiraj raporlarını şişirdiğini kabul etmesinin ardından, rakamları denetleyen Tiraj Denetim Bürosu’nun da güvenilirliği tartışılır hale geldi. Newsday gazetesi hafta içi tiraj rakamlarını 40 bin, haftasonu rakamlarını ise 60 bin adet aşağıya çekerken, gazetenin sahibi Tribune Co. aralarında Chicago Tribune ve Los Angeles Times’ın da bulunduğu 14 gazetede soruşturma başlattı. Reklam verenler ise, fazladan ödedikleri paranın tahsili için Newsday ve Chicago Sun Times aleyhine dava açtı. Reklam fiyatlarının belirlenmesinde temel alınan tiraj raporlarıyla ilgili sahtekârlık yapılması durumunda, reklam verenlerin kayıplarının ekstra reklamla kapatılması isteniyor.

Dinmeyen ağır ağbi açlığı

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 27-01-2009

Dayanamadım: Hemen cumartesi akşamüstü bu evin dijikutu zımbırtısını yeniledim. Zira, biliyorsunuz, geçen çarşamba Avrupa Yakası’nı kaçırmış idik.

Böylece Popstar’da, pardon Türkstar’da; memleketin, yeni ‘pop idol’ olarak (öyle bir iddialamaları var) Emrah Keskin’i ’seçmesine’ şahit olabildik.

Emrah Keskin hiçbir özelliği, pardon çarpık gülümseyişi ve araba farları üstüne tutulmuş tavşan müteredditliği dışında, hiçbir özelliği olmayan bir genç!

Final gecesi seyircilerden birinin elindeki kartonda yazdığı üzre bir ‘AĞIR AĞBİ’, daha ziyade, 19 yaşında olduğunu filan göz önüne alırsak, bir ağır tavşan kardeş.

Lafı, Türk halklarının teşhisleme yeteneğine fiyonklayacaktım ki, hayır! Armağan Çağlayan’ın buluşuymuş bu tasvir. Kendisini buradan kutluyoruz TDK olarak. (Açılımını Hıncal Uluç’a sorabilir.)

Ve fakat anlamış bulunuyorum ki, Türk halkı ağır ağbilere doymuyor, doymuyor -eş eşini bulmuyor!

Aslında gırtlağına kadar postmodernitenin bulanık sularına batmış bu toplumun, ne aradığının, neyin peşinde çırpındığının farkındayım: 1 nebze

olsun samimiyet. Bir tutam olsun vakurluk.

Bir avuç olsun mazbutluk. Neysen o olma halleri.

Ve o hallerin basit, yalın, gıllıgışsız, fırfırsız, direktoman (ağbice mağbice) ifadesi: Hiç ifade edilmeden (dillendirilmeden Emrah Keskin’in yaptığı gibi) langadanak ortaya serilmesi. Serilmesi değil de, gösterilmesi. Teşhir edilmesi değil de, en kendini ortaya çıkarmaktan çekinilen haliyle ifadesi.

İşte bu sahicilik simülasyonudur Emrah Keskin’in birinciliğinin nedeni.

Yoksa çocukta Allah için, ses yok, fizik yok.

Bir ‘pop idol’ birincisi düşünün ki; kazanmış yarışmayı, final şarkısını söyleyecek. Tarkan’dan ‘Seninle son gecemiz bu’. Sözleri unutuyor, söyleyemiyor ve can havliyle içeri bağırıyor: ‘Emreeee!’

Emre de Türk Justin Timberlake’i olarak acayip haksızca elenen çocuk: Faruk Emre. Derhal koşuyor sahneye, Emrah Keskin’in bıraktığı yerden parçayı kaldırıyor, Trabzonlu Delikanlı biraz olsun rahatlıyor, ikisi birlikte söylüyorlar en nihayet.

Yani esrarengiz nedenlemelerle birinci olmuş Ağır Çocuk, birincilik parçasını, imkânı yok, tek başına seslendiremiyor.

Esrarengiz nedenlemelerden biri ağır ağbi aday adaylığıysa, ikincisi de Simge’yle onun şahsında Kürt oylarıyla Karadeniz oylarının mana yoksunu yarışı.

Kürt oyları, Ahmet Kaya’nın anısına filan da binaen yüklendikçe, Simge’yi (ki gerçek bir Cazibesizlik Merkezi’ydi, o koyun bakışlarının filan uzak yakın Ahmet Kaya’yla alakası yoktu) birinci yaptıkça, Karadenizlilerin yanı sıra başkalarının da birleşip Emrah Keskin’e oy yağdırması: Hepten manasız bir bloklaşma ve iki son derece albenisiz, cazibesiz, üslupsuz insanın tuhaf mücadelesi!

Ağbi açlığına dönersek giderilemeyen: Bayhan’ın tüm oyları da buna tekabül etmekteydi. Ama zaman geçtikçe Bayhan’ın yeni bir Müslüm Gürses/Yılmaz Güney kırmasından ziyade; Almanya’daki yetimhanelerde, Türkiye’deki hapishanelerde, Kuzey Irak’taki vatan bekçiliğinde iyiden iyiye sakatlanmış bir Türk şizosu olduğu ortaya çıktı.

Final gecesi, başkalarından farklı ve ÜSTÜN tek başına şarkısını söylemekteki belli olan ısrarı, sonra ‘Bu yarışmaların meçhule giden kızları kurtarıyor olmasının ehemmiyeti’ filan üstüne yaptığı konuşmalarla, Bayhan artık iyice kanıksadığımız ve bezdiğimiz üzre saçmaladı.

İlerki yıllarda katlanarak artan megolamanisi ve paronoyasıyla nasıl baş edebileceği mevzuuyla psikolog abla ve ağbilerini baş başa bıraktı!

Bayhan’ın balonunun iyice sönmesinin bir nedeni de öbür Popstar’ı nerdeyse tulumba birincilikle tamamlayan Selçuk’un, insanın içine karpuz tarlasında bir nisan yağmuru kadar iyi gelen sahiciliğidir.

Selçuk her ‘Allah razı olsun’ dediğinde bunu kastettiğini biliyoruz. Birinci olmanın umrunun köşesi olmadığını da. Hâlâ âşık olduğu karısını tedavi ettirebilmek için bu yollara düştüğünü de. Müslüm Gürses’in iyice popülere kaymasının yarattığı boşlukta, fazla ehli olmasına karşın, Selçuk’un bu bitmek bilmez ağır ağbi açlığını giderebilmek için

tek patlıcanlı kebap olduğunu düşünmekteyim.

Görüşlerinizi, fotoğrafımın altında yer alan e-posta adresime bildiri-verin.

Deniz Barış’tan Fenerbahçe’ye 3 yıllık imza

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-01-2009

Fenerbahçe, Gençlerbirliği’nin milli futbolcusu Deniz Barış ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Kulübün resmi internet sitesinde yapılan açıklamaya göre Deniz, Asbaşkan Mahmut Uslu ve futbol takımı idari koordinatörü Volkan Ballı’nın hazır bulunduğu törende 3 yıllık sözleşmeye imza attı. 15 kez milli olan Deniz, 1977 doğumlu ve 1.84 boyunda.

Şattülarap’ta gemi krizi

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-01-2009

İran, Basra Körfezi’ne dökülen Şattülarap’ta karasularını ihlal eden üç Britanya gemisine el koyup, sekiz askeri tutukladığını açıkladı. Daha sonra Britanya bir devriyeyle irtibatı kaybettiğini doğruladı
TAHRAN – Irak’ta 30 Haziran’daki yetki devri öncesi şiddet sarmalının tırmandığı bir dönemde, Iraklı Şiiler üzerinde büyük etkinliği olan komşu İran’la işgalci güç Britanya arasında sürtüşme yaşandı. Dün İran medyası donanma kaynaklarına dayanarak, İran ile Irak arasındaki sınırdan geçerek Basra Körfezi’ne dökülen Şattülarap Nehri’nde İran karasularını ihlal eden üç Britanya gemisine el konulduğunu ve sekiz Britanya askerinin gözaltına alındığını duyurdu. Britanya, önce haberi doğrulamaktan kaçınıp, sonra bir devriyeyle irtibatı kaybettiklerini doğruladı.

JİTEM’den JİHİDEM’e…

0

Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 27-01-2009

RADİKAL – ANKARA – Geçmişte istihbarat teşkilatı JİTEM ile gündeme gelen jandarma, bu kez Jandarma İnsan Haklarını İzleme ve Değerlendirme Merkezi (JİHİDEM) ile gündemde. JİHİDEM, Diyarbakır ve Şanlıurfalı muhtarlara insan hakları dersi verdi. Eğitim programı ilçe insan hakları kurullarında görevli muhtarlar, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ve Türk Demokrasi Vakfı’nca düzenlendi. Muhtarların ziyaret ettiği Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak da, Türkiye’nin insan hakları ihlalleri nedeniyle 2003′te AİHM’e 28 trilyon lira ödediğini bildirdi.