Posof Öğretmenevi Rss

‘Kıbrıs Türk Devleti’ ifadesine ilk kabul

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-01-2009

RADİKAL – İSTANBUL – İKÖ toplantısı, referandum sonrası Kuzey Kıbrıs’a yönelik tecridi kırmak amacıyla diplomatik atağa geçen Türkiye ve KKTC için ‘umut ışığı’ oldu. Toplantılarda Müslüman ülkelere Kıbrıs Türk halkına yönelik yeni adım atmaları çağrısında bulunan Türkiye’ye ilk yanıt, dün İKÖ alt komitesinde KKTC’nin ‘Kıbrıs Türk Devleti’ olarak lanse

edilmesini isteyen tasarı taslağının onaylanmasıyla geldi. Komite kararı örgüt üst yönetiminde onaylandıktan sonra sonuç bildirisine girecek.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, açılış konuşmasında Kıbrıs’ta artık yeni bir durum ortaya çıktığını, Kıbrıs Türk halkının sorumlusu olmadığı bir sonuçtan dolayı mağdur edilemeyeceğini söyledi. Sezer, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da KKTC’ye tecridin kaldırılması doğrultusundaki raporuna

atıf yaparak, "İslam dünyasının bu konuda uluslararası toplumun gerisinde kalmayarak, Müslüman Kıbrıslı Türk kardeşlerine dostluk ve yardımlaşma elini uzatacağına inanıyoruz" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de tüm Müslüman ülkelerin Kıbrıs Türk halkını tecritten kurtarma zamanının geldiğine dikkat çekerken, "Kıbrıs Türk halkı, İKÖ’nün desteğini hem maddi hem de manevi yönden hissetmeli. Umuyoruz, bu toplantıdan Kıbrıs Türk halkına çok önemli destek mesajı gelecek" dedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan ise Radikal’e demecinde, "Umudumuz çok yüksek.

İKÖ’den istediğimiz desteği alırsak, AB ve ABD’den bundan sonra gelecek destekler de kuvvetlenecek" ifadelerini kullandı.

Lakers paramparça

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-01-2009

DETROIT – NBA finali dördüncü maçında Detroit Pistons, Los Angeles Lakers’ı 88-80 yenerek seride 3-1 öne geçti. Ev sahibi Pistons, tüm seride olduğu gibi etkili bir savunma sergiledi. Serinin ilk üç maçında toplam 28 sayı atan Pistons’lı Rasheed Wallace, bu maçta 26 sayı, 13 ribaunt ve 2 asistle geceye damgasını vurdu. Maçın ilk iki periyodunda her iki takım da kontrollü bir oyun ortaya koyarken, devre 41-39 Pistons’ın üstünlüğüyle geçildi. Payton ve Bryant’ı kilitleyen Pistons, Richard Hamilton ve Chauncey Billups’ın skordaki katkılarıyla salondan 88-80 galip ayrıldı. Lakers teknik heyeti, son dakikalarda aleyhlerinde kritik karar veren hakemlere tepki gösterdi. Karşılaşma kimi zaman da gergin anlara sahne oldu. Pistons’ta forma giymeyen tek oyuncu Mehmet Okur olurken, Chauncey Billups 23 sayı, 4 ribaunt, 4 asist, Richard Hamilton da 17 sayı, 6 asistle oynadı. Lakers’ta ise Shaquille O’Neal’ın 36 sayı, 20 ribaunt, 2 asist ve 2 blokluk müthiş performansı takımına galibiyeti getirmeye yetmedi. (Spor Servisi)

Komplonun komplosu yok mu?

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-01-2009

Aydın kesimde yer alan çoğu insanın tersine ben Yalçın Küçük’ü önemserim. Her ne kadar kendisinin de söylediği gibi (Hürriyet 6.6.2004) son zamanlarda ’sivri’ ve ‘aykırı’ düşüncelerinde bir gerileme olmuşsa da onun ‘Aydın Üzerine Tezler’den başlayarak birçok konuda öne sürdüğü görüşler üstünde durulmaya değer bir içeriğe ve özgünlüğe sahiptir. Kaldı ki, bir aydının duruşu, cesareti, savunduğu değerler, hatta ‘eksantrik’ tutumu da önemlidir. Onların da bir dili ve gerçekliği vardır ve çoğu zaman soyut görüşlerden çok daha önem taşırlar. Aynı şekilde aydınların ‘yanılması’ da ‘yalpalama’sı da onların sahip olduğu belki de tek lükstür. O anlamda Sartre da yanılmıştır, Apo’yla görüşen Yalçın Küçük de.

Ne var ki, bu türden yanılmalar her şeye rağmen kabul edilebilecek bir şeydir. Çünkü yanılgıyı doğuran şey belli kabullerle bir yöntembilimdir. Bu yönde öne sürülen her görüş, istediği kadar ‘fanatik’ olsun, belli

bir bağlam sorunu olarak karşımıza çıkar. Yalçın Küçük’ün bugüne kadarki ‘yanlışları’ bu anlamdaydı. Şimdiyse, işler bir hayli değişti.

Yalçın Küçük, düşünceye siyasetin ve siyasal tercihlerin içinden bakan birisi. Bunun ters bir yanı yok. İdeolojik olmayan, belli bir ideolojiye dayanmayan bir yaklaşım bana göre de olamaz. Özünde siyasal tercih ve önerme içermeyen bir görüş o kadar anlamlı da değildir. Hatta böylesine ’steril’ bir bilimsel düşüncenin bile geçersiz olduğunu düşünürüm. Fakat, siyaset yapmanın ve üretmenin mantığı komplo teorisine dayandığı andan itibaren iş değişir.

Yalçın Küçük’ün öteden beri böyle bir eğilimi var. Her eleştirdiği şeyin arkasında daha büyük bir fotoğraf arar. Bulur da. Bu, o kadar da önemli değil. Çünkü, belli bir mantıkla düşünmeye başladığında insan, ‘bilmek malumu bilmek’ olduğundan, o mantık, arayan kişiye sayısız olanak doğurur. Küçük de kendi yerleşik mantığının üretmesi doğal sonuçları daima gerçeğin kendisi olarak sunagelmiştir. O nedenle her şey onun için oynanan bir oyunun bir parçası, o da gerçeği bulup ifşa eden kişidir.

Küçük, bu anlayışını şimdi başka bir alana kaydırmış durumda:

‘onomastik’ten (isim bilim) hareket ederek, toplumu yönetenlerin, toplumda söz sahibi olanların neredeyse tamamının Sabetaycı olduğunu öne sürüyor. Söylediklerinin içinde kimi doğrular da bulunabilir. Ama, Küçük orada kalmıyor. İnsanların ‘mezar taşları’yla ilgileniyor.

Her şeyi, kendi ‘malumu’yla ele aldığından işin sınırlarını ırkçılık denecek kadar derinleştiriyor.

İnsan onun Ayşe Arman’la yaptığı son röportajı okuduğunda, Nazilerin, vakti zamanında sürdürdüğü mantığın neredeyse bir benzeriyle karşılaştığını düşünerek dehşete kapılıyor. Çünkü, Küçük’ün söylemine egemen olan temel dürtü ‘onlar’ kavramı. ‘Onlar’,

daima ‘yapanlar’: kötü şeyleri yapanlar.

Bu, tabii ki, reddedilecek bir mantık değil; önce mantık bir sorun burada. Söylenenin doğruluğu daha sonra ele alınması gereken bir olgu. Çünkü, Küçük’ün mantığının nereye varabileceğini 1930′ların totaliter rejimleri bize zaten gösterdi. Ve her totaliter rejim benzeri bir noktadan yola çıktı. Öte yandan, solda yer alan ama kendi beklentisini kendi gözünde gerçekleyemeyen herkesin zamanla böylesi savrulmalar yaşadığını biliyoruz. Sıra, anlaşılan şimdi Küçük’te.

Ama onun bu işte yalnız olmaması başka bir şeylerin de göstergesi değil mi ve birileri çıkıp bu defa Küçük’ün ‘komplo’ mantığıyla onu suçlarsa ne olacak?

Not: Perşembe günü Kültür sayfasında yayımlanan yazımda ‘Algının Kapıları’ isimli kitabın yazarı olarak George Orwell demiştim. Elbette, Aldous Huxley olacak.

Özür dileyerek düzeltirim.

Şampiyonlar böyle yaptı

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-01-2009

Geçen yılın ÖSS şampiyonları, 20 Haziran’daki sınava girecekleri uyarıyor: Programınızı kendinize göre yapın. Deneme sınavı çözün. Sınava kötü başlarsanız paniğe kapılmayın

Yeni bir program

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 24-01-2009

Türkiye’nin 3 yıllık yeni bir ekonomik program hazırlığı yürüttüğünü belirten Devlet Bakanı Ali Babacan, ‘IMF, bu programın ne kadarlık süresinde olacağına daha sonra karar verecek’ dedi
RADİKAL – ANKARA – Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin sosyal boyutu daha güçlü olacak şekilde 3 yıllık yeni ekonomik program hazırladığını söyledi. Babacan, IMF’nin bu programın ne kadarlık süresinde olacağına daha sonra karar verileceğini belirtti. IMF ile yürütülen sekizinci gözden geçirmeleri tamamlanırken, 600 milyon dolarlık kredi diliminin IMF İcra Direktörleri Kurulu’nda onaylanması için Halkbank-Pamukbank birleşmesi ve Gelir İdaresi’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarıların yasalaşması gerekiyor.

Devlet Bakanı Ali Babacan, Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Fatih Özatay, IMF Türkiye Masası Şefi Rıza Moghadam ve IMF Türkiye Temsilcisi Odd Per Brekk dün basın toplantısıyla sekizinci gözden geçirmenin tamamlandığını açıkladı. Babacan, niyet mektubunda genel hatlarıyla mutabakat sağlandığını söylerken, ağustosun 15′inden sonra IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun tatile gireceğini hatırlatarak, “Tatil öncesi gözden geçirmenin IMF İcra Direktörleri Kurulu’ndan geçmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Beynin bile fazlası fazla

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 24-01-2009

Konuşkan paşalarımızdan birini daha tanıma fırsatı doğdu. Bu kerre dile gelen Emekli Korgeneral İzzettin İyigün. Yener Süsoy’a anlattıklarını okuyunca (Hürr., 21 ve 22 haziran) aynı anda iki suale birden cevap arama durumunda kaldık:

– 1997 Sincan Olayı hakkında niye bugün konuşma ihtiyacı duymuş olabilir?

– Böyle çenesi düşük ve yaşlı bir adam, bütün öfkesine, heyecanına, haksızlığa uğradığı inancına rağmen nasıl olmuş da yedi yıl konuşmadan durabilmiş?

Mülakatın ilk bölümü evveli gün yayımlandı. Basının şık, laik kanadı sessiz sakin kalmış iken, mümin kanattan çeşitli tonda ses verenler oldu. Zaman olayı yansıtmakla yetindi, Yeni Şafak irdeledi, Vakit her zamanki gibi dümdüz gitti: «İdamlık itiraf!»

Ben, bu konuşkan generalleri 1960′tan beri eleştiririm. 27 Mayıs ertesi en tipik temsilcileri Faruk Güventürk Paşa’ydı. Paldır küldür bir adamdı, yiğitti, dostumdu; çok tartıştık onun bana yersiz ve densiz görünen tavrını. «Konuşkan» sıfatını yakıştırdığımız ilk paşa da oydu sanırım.

İyigün Paşa da aynı fasileden. «28 Şubat’ta Sincan’da tankları yürüten, balans ayarını yapan benim. Bizim kelle koltukta yaptıklarımızı başkaları sahiplendi, kahraman bile ilan edildi» diyor.

Avcılar kahvesinde yadırganmayacak bir üslup. Ama işe diğer paşaları, eski silah arkadaşlarını da karıştırarak söylüyor bunları. Dün hücuma kalkan gazeteler, emir kumanda zincirine riayetsizlik üzerinde duruyorlar, ki haksız değiller. İyigün Paşa, Güven Erkaya, Doğu Aktulga ve Hikmet Köksal paşalarla birlik olup, Genelkurmay Başkanı Karadayı ve İkinci Başkan Bir paşalara haber bile vermeden tank birliğini harekete geçirdiğini iddia ediyor.

Soruyor Paşa: «Ne zamandan beri bir eşkıya, bir gangster siyasetçi oldu?» Ardını getiriyor: 32 000 kişinin kanına girmiş bu adamı birileri bırakabilir, ama millet onun yakasını bırakmaz, en başta ben bırakmam, açık söyleyeyim». Bu dediğine aynen katılacak çok insan var Türkiye’de.

Son sözü, emekliye sevk edilişinin gerekçesine dair: «İzzet Paşa’yı korgeneralken zaptedemedik, orgeneral olursa mahveder, bizi demişler.»

*

Yener Süsoy’un dediğine göre İzzet Paşa’nın Ordu’daki bir lakabı da «Çift Beyinli»ymiş. Bence tek beynimiz var diye üzülmeyip, halimize şükretmeliyiz. Gördüğünüz gibi beynin bile fazlası fazla oluyor.

Sponsorluğu özendirecek yasa geliyor

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 24-01-2009

İSTANBUL – Kültür ve Turizm Bakanlığı, kültür-sanat etkinliklerine yönelik sponsorluk faaliyetlerini cesaretlendirecek yeni yasa için harekete geçti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın danışmanı Salih Uzun, önceki gün Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Sponsorluk’ konferansında yasanın bu yasama yılında çıkması için çaba sarf ettiklerini açıkladı.

Kültür Yatırımcılığı ve Girişimciliği için çıkatılacak yeni kanun kapsamında, yapılacak yardım ve bağışların tamamı gider gösterilip vergiden düşülebilecek. Mevcut yasalara göre vergiden düşülecek yardım gideri toplam gelirin yüzde beşini geçmemek durumunda.

Borsa günü 16 bin 752 puandan kapadı

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-01-2009

İMKB Ulusal-100 Endeksi, 2. seansı 279.91 puan gerileyerek, 16,752.76 puandan tamamladı. İlk seanstaki 247.28 puanlık artış dikkate alındığında, endeks günün tamamında 32.63 puan geriledi. Hisse senetlerinin günlük ortalama değer kaybı yüzde 0.19 oldu.

Aliyev, KKTC için yorumsuz

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-01-2009

AA – BAKÜ – Yunan Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos dün Azerbaycan’a resmi ziyarette bulunurken, Azeri Devlet Başkanı İlham Aliyev de KKTC’ye yönelik politikalarını gündeme getirdi. Aliyev, "BM, Avrupa ülkeleri tutumlarında düzeltme yaparsa, Azerbaycan bunu destekleyecekti. Bunun dışında birşey yok" diyerek tanınmanın söz konusu olmadığını dile getirdi. Stefanopulos ise referandumda Türklerin ‘Evet’ demesinin, kuzey ‘işgal altında olduğu için’ ekonomik gelişmenin sağlanamamasından kaynaklandığını savunurken,

"Kuzeye gerekli ekonomik desteği vereceğiz" diye konuştu.

85 yolsuzluk ihbarı yapıldı

0

Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 24-01-2009

RADİKAL – ANKARA – Mülkiye başmüfettişlerinin Kızılay hakkında hazırladığı soruşturma

raporların toplandığı dosya kabarık. Kızılay hakkında tamamlanan 85 inceleme-araştırma dosyasında, malzeme alımlarının şişirildiği belirtiliyor. Yolsuzluk örneklerinden bazıları şöyle:

  • 1998′de Dülek İnşaat’a, mermer imalatında düşük kaliteli mermer kullanmasına rağmen, özel mermer kullanmış gibi 50 milyar 618 milyon 394 bin lira fazla ödeme yapıldı.
  • İstanbul Üsküdar Şubesi Ek Hizmet Binası inşaatında fazla miktarda alüminyum denizlik ve pervaz üretilmiş gibi belge düzenlenerek kurum 1 milyar 315 milyon lira zarara uğratıldı.
  • İstanbul Zeynep Kamil Kan Merkezi’nin onarımında, kullanılan granitten daha fazlası ve daha kalitelisi kullanılmış gibi gibi belge düzenlendi.
  • İstanbul Şefik Paşa İşhanı’nın onarımında, kazı imalatı yapılmadığı halde tam ahşap kaplamalı iksa imal edilmiş gibi müteahhide fazla para ödendi.
  • Beyoğlu Kızılay Şubesi’nin onarımında, eski keresteden ahşap oturma çatı imal edildiği halde yeni keresteden imal edilmiş gibi hakediş düzenlenerek müteahhit firmaya para ödendi.
  • Rize Sosyal Tesis ve Rant Tesis inşaatında, müteahhit firma Bur-Sen’e 4. 2 milyar lira fazla ödeme yapıldı. Bu miktarın Kızılay görevlilerinden tahsiline karar verildi.