Posof Öğretmenevi Rss

Litvanya Profilo üretime hazır

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 13-01-2009

AA – PANEVEZYS – Profilo Telra Elektronik Grup Başkan Yardımcısı Göksen Körezlioğlu, Litvanya’da küçük ekran TV üretmeyi planladıklarını belirtti. Litvanya’nın Panevezys kentinde bulunan ve Profilo Telra’nın 1996′da ortak olduğu, renkli TV tüpü üreten Ekranas fabrikası Türk gazetecilere tanıtıldı. Fabrikanın yüzde 51 hissesi Profilo, Farimex, CPT Limited ve Elecronet’ten oluşan gruba, yüzde 5.9′u Litvanyalı bir şirkete, yüzde 35.2’si çalışanlara ait. Yüzde 7.8′i ise halka açık. Dört ortaklı grubu Farimex’in ortağı olan Aydın Giz temsil ediyor.

Festivalde klavsen gecesi

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 13-01-2009

İSTANBUL – 32. Uluslararası Müzik Festivali bugün klavsen virtüözü Leyla Pınar’ı ağırlıyor. Ülkemizde klavsen denince akla ilk gelen sanatçıların başında yer alan Leyla Pınar, ilginç bir programla dinleyenlerin karşısına çıkacak. Barok dönemden günümüze uzanan programda, çağdaş Türk bestecilerin, sanatçı için yazdıkları yapıtlar da yer alıyor. Pınar, Blancrochet, Couperin, Soler, Scarlatti, Rzewski, Ligeti, Babür Tongur, Ertuğrul Oğuz Fırat, Alper Maral ve tabii ki Bach’ın eserlerini çalacak.

Piyanonun icat edilmediği dönemde kullanılan tuşlu çalgı klavsen barok dönem bestecilerin pek çoğunun başlıca enstrümanı olmuştu. Piyano gibi

ani çıkışlara olanak vermeyen klavsenin kendine has tınısı özellikle geçmiş yüzyılların müzikal atmosferini yansıtması bakımından büyük keyifler vaat eder. Leyla Pınar konserinin Yıldız Sarayı Tiyatrosu’nda gerçekleşmesi de Müzik Festivali’nde bu atmosferin yaratılacağını garantiliyor. Leyla Pınar konserinin başlama saati 20.00. (Kültür Sanat)

Düşünceyi dijital dalgalardan korumak

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 13-01-2009

Malum, İran’da muhafazakâr kurumsal yapı şubatta türlü ayak oyunlarıyla reformcu kanadı seçimlere sokmayıp, bir göğüs darbesiyle meclisten kapı dışarı ediverdi. Ama işte onlar bacadan giriyor.

Muhafazakâr meclis mayıs sonunda yemin edip görevine başladı.

Bu arada da koltuğundan olan reformcu bir vekil, halkının zihnine dijital dalgalarla nüfuz etmenin bir yolunu buldu. Kuvvetle muhtemel ki, lideri Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin onayıyla 400 bin dolarlık banka kredisini kapıp, Londra’nın yolunu tutacak ve kuracağı televizyon kanalıyla reform cephesinin acı bir yenilgi yaşadığı ülkesi için yeni tartışma platformu yaratacak.

Bu reformcu eski vekil Behruz Afkhami, iyice siyasileşen İran sinemasının son yıllarda yıldızı parlayan yönetmenlerinden. 1990′da ‘The Bride’ (Gelin), 1993′te ‘The Day of the Angel’ (Meleğin Günü), 1994′te ‘The Day of the Devil’ (Şeytanın Günü), 1998′de ‘Takhti, Dünya Şampiyonu’, 2000′de de ‘Hemlock’u çekti. Ardından 2000′de reformcu kanattan meclise girdi. Geçen ay Cannes Film Festivali’nde boy gösteren Afkhami, Londra merkezli uydu kanalı ile İran sinemasına eğileceğini, kültürel ve sanatsal takılacağını, bu arada sürgündeki ikinci ve üçüncü kuşaktan Farsça bilmeyen İranlılara Hollywood’un güzide yapımlarını sergileyeceğini söylüyor. Tabii bu sözler devletin, yani muhafazakârların dışında kimsenin öyle radyo-televizyon yayıncılığı filan yapamadığı Tahran’daki egemen zihniyetin tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Amerikan sinemasının hayranı olduğunu açıkça ilan eden bu adam, iki yıl önce oğlunun kendisine neden Amerika ile ticaret yapmadıklarını sorduğunu söylediğinde şimşekleri çekmişti.

Ama bir Müslüman olarak daha da ileri gidip Şia’nın İranı’nda ailesinin kimi üyelerinin yasaklı Bahai inancına mensup olduğunu açıklayıverdiğinde, fay hattı üzerinde duran Tahran’da küçük çaplı bir sarsıntıya sebep olmuştu. Afkhami, muhafazakârların uzun kolları kendisine uzanmaya yetmezse yaz sonunda televizyonunun yayımına başlıyor.

Geçenlerde homurdana homurdana Kemal Tebrizi’nin muhafazakâr din adamlarıyla inceden inceye alay eden ve kapalı gişe oynayan ‘Kertenkele Rıza’ filminin gösterimden kaldırılmasını sağlayan muhafazakârların başına bir de Afkhami belası çıkıyor. E tabii, ‘Kertenkele Rıza’yı gösterimden kaldırtmak başka, polis ve besiçlerin ev ev avlarına rağmen mantar gibi biten çanak antenleri temizleyemediği İran’da, düşünceyi dijital dalgalardan korumak başka…

Otomobil ithalatı gaza bastı

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 13-01-2009

2004 yılının ilk üç ayında tüketim malları ithalatı 1.3 milyar dolar arttı. Artışın yarısı, geçen yılın aynı dönemine göre dört kat artış kaydedilen otomobil ithalatından kaynaklandı
AA – ANKARA – Ocak-mart döneminde ithalat 5.8 milyar dolar artarak, 20.2 milyar dolar oldu. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın ‘Dış Ticaretin Görünümü’ raporunda, bu artışta 1.3 milyar dolarlık etkisi olan tüketim malları ithalatının 649 milyon dolarlık kısmının geçen yıla göra dört kat artan binek otomobilleri ithalatından kaynaklandığı belirtildi. Raporda ara malları ithalatının 3 milyar dolar, tüketim malları ithalatının 1.3 milyar dolar ve yatırım malları ithalatının 1.6 milyar dolar tutarında etkisi olduğu kaydedildi. Raporda nisan ayında düşen petrol fiyatlarının baz değerini küçültücü etkisi ve son dönemde yükselen petrol fiyatları göz önünde bulundurulduğunda, önümüzdeki dönemde ham petrol ithalatının genel ithalat artışını hızlandıracağı da belirtildi. Artışı yüzde 6.1 oranında kalan ve 1.3 milyar dolar olarak gerçekleşen ham petrol ithalatı hesaplama dışında tutulduğunda, genel ithalat artışının yüzde 40.7′den yüzde 44′e çıktığı belirtilen raporda, şöyle devam edildi:

"2003 yılı nisan ayında düşen petrol fiyatlarının baz değerini küçültücü etkisi ve son dönemde yükselen petrol fiyatları göz önünde bulundurulduğunda, önümüzdeki dönemlerde ham petrol ithalatının genel ithalat artışını yavaşlatıcı etkisinin tersine dönmesini beklemek gerekmektedir."

Cargill’e ‘örtülü af’ tamam

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 13-01-2009

RADİKAL – ANKARA – Başta birinci derecede tarım arazisine kurulan ve açılan davalar nedeniyle üretimi durdurma kararı verilen Cargill adlı ABD firması, Çanakkale Seramik ve Aksa Yalova olmak üzere 50′ye yakın sorunlu firmaya af getiren yasa TBMM’de kabul edildi. AKP’nin verdiği önerge ile Cargill’in durumundaki şirketler ancak yeniden izin ve ruhsat almaları halinde endüstri bölgesi ilan edilebilecek. Endüstri Bölgeleri Yasası’nda değişiklik öngören yasaya CHP’liler ‘af’ getirdiği için karşı çıktı. Yasayla, endüstri bölgelerinin kuruluşunda bürokratik işlemler azaltılırken, CED raporlarının 15 günde alınması, yatırım başlamadan tüm yasal işlemlerin 3 ay içinde tamamlanmasına olanak sağlanıyor.

Hedef tatile kadar 18 yasa

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 13-01-2009

Meclis’in 15 Temmuz’da tatile girmesi konusunda AKP ve CHP anlaştı. Hedef,
18 yasanın bu sürede çıkarılması
RADİKAL – ANKARA – AKP ile CHP, TBMM’nin en geç 15 Temmuz’da tatile girmesi konusunda anlaştı. Tatil öncesi kamu reformu tasarısının da aralarında olduğu 18 yasanın çıkarılması hedefleniyor. Bu yasalar 15 Temmuz’dan daha önce çıkarılırsa, Meclis tatili daha erken başlayacak.

AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz ile CHP Grup başkanvekilleri Kemal Anadol ve Ali Topuz dün Meclis gündemi ve tatil tarihini görüştü. Toplantıda üçü henüz TBMM’ye sunulmayan 18 tasarının öncelikle görüşülmesi ve bunun ardından da tatile girilmesi konusunda anlaşma sağlandı. Toplantıda ayrıca Türk Ceza Yasa Tasarısı’nın Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerinin de tamamlanması konusunda görüş birliğine varıldı. Görüşülmesi planlanan tasarı ve teklifler şöyle:

"Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yasa Tasarısı, Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yasa Tasarısı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa Tasarısı, Aile, Sosyal Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa Tasarısı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa Tasarısı, Belediye Yasa Tasarısı, İl Özel İdaresi Yasa Tasarısı, Büyükşehir

Belediyesi Yasa Tasarısı, Mahalli İdare Birlikleri Yasa Tasarısı, Çevre Yasa Tasarısı, 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Yasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı, Üretici Birlikleri Yasa Tasarısı, Tohumculuk Yasa Tasarısı, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı."

Ayrıca henüz TBMM’ye sunulmayan Petrol Yasa Tasarısı, Sıvılaştırılmış Petrol Gazı Piyasası Yasa Tasarısı, Organik Tarım Yasası Tasarısı’nın da Meclis tatile girmeden yasalaştırılması planlanıyor.

Anadolu Cam şirket alacak

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 13-01-2009

RADİKAL – İSTANBUL – Anadolu Cam Sanayii A.Ş., Hollanda’da kurulu Balsand B.V. şirketine ortak olacak. Anadolu Cam’dan borsaya gönderilen açıklamada, çevre ülkelerdeki yatırım potansiyellerinin değerlendirilmesi için yatırımcı şirket olarak Hollanda kanunlarına göre kurulmuş olan Balsand B.V. şirketinin 6 milyon euro çıkarılmış sermayesine yüzde 51 oranında iştirak edilmesine karar verildiği belirtildi.

Açıklamada, ayrıca Balsand’ın Rusya Federasyonu’nun Vladimir bölgesinde kurulu cam ambalaj üretiminde kullanılan silisyum kumu üreten FormMat şirketine yüzde 48.5 oranında iştirakine onay verilmesine ve böylece Anadolu Cam’ın dolaylı iştiraki olan Ruscam şirketinin stratejik hammaddesinin tedarikinin güven altına alınmasına karar verildiği kaydedildi.

Ada vapuru Hırvat çarklı

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 13-01-2009

Turnuva başından beri oynadığı kötü futbolla eleştirilen İngiltere, gruptaki son maçında Hırvatistan’ı yenerek çeyrek finalist oldu. İki gol atan genç Wayne Rooney maçın yıldızıydı

Eleştirinin anlamını düşünmek

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 13-01-2009

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin kararıyla tutuksuz olarak yargılanmak üzere tahliye olan dört eski DEP üyesinin tahliye edilmesi, dikkat edilirse, konunun hukuki nedenleri ve bunun siyasi anlamı üzerinde hiç tartışılmaksızın koyu bir tartışmanın doğmasına yol açtı. Bunda PKK/Kontra-Gel örgütünün silaha başvurma kararını açıklamasının da gölgesi olabilir. Ama sanırım, konunun önemi, buna rağmen başlıbaşına bir değerlendirmeyi gerektirecek ağırlıktadır.

Öncelikle, bu Yargıtay daire kararını, hukuki değil ama siyasi olduğu yolunda küçümseyip konjonktürel bulan görüşler üzerinde durulabilir. Evet, Türkiye devlet aygıtları ve toplumu, şu dönemde, Avrupa Birliği’nin aralık ayında Türkiye hakkında almayı beklediği, tam üyelik sürecinde müzakerelere

başlanılması kararına büyük bir öncelik vermektedir. Ve bu hemen her fırsatta ortaya konuluyor. Ancak bir mahkeme kararının, demokratik bir çerçeve içinde alınmayıp bazı siyasi telkinlerin etkisi altında bulunduğunu iddia etmek de, en azından o demokrasi ilkeleri bağlamında temellendirilmek zorunda değil midir? Kısaca, bu tür ithamlarda bulunmak bu kadar kolay mıdır? Bunun, en azından nedenleri, kanıtları, iddia sahibi tarafından ortaya konulmak zorunda değil midir?

Böyle bir durumla karşılaşmış değiliz. O halde, ‘Çamur at izi kalır’ yaklaşımı ya da ‘Zaten bu ülkede hiçbir şey düzelmez, nasıl olsa bunun altından da başka şeyler çıkar’ görüşüyle ortalara çıkmadan önce, biraz düşünmek gerekmez mi? Türkiye’de, yıllar yılı, gerçekleşen ve gerçekleşmeyen komplolarla açıklanmış çok olayla karşılaştık. Bu, hem eğitimde, hem siyasette hem de günlük sorunların hallinde sürekli kendini hatırlatır bir düşünme tarzı halini almış durumda. Ancak bu bakışa karşı olanların bile aynı telden çaldığını görmek de, o ölçüde vahim bir durum.

1990′ların ikinci yarısında, DEP’li dört milletvekili hakkında açılan bu dava ve varılan hüküm, medeni bir toplumda adilane bir biçimde yargılanma hakkının açık bir ihlali niteliğindeydi. Başka bir ifadeyle, bu yargılamayı yürüten Devlet Güvenlik Mahkemeleri, savunmanın, iddia karşısında aynı hukuki olanaklara sahip olması gerektiğine ilişkin bu en temel ilkeyi maalesef hiç dikkate almayan duruşmalar sonucunda bir hükme varmışlardı. Sözün kısası, adaleti gerçekleştirmesi beklenen hüküm makamı, Aristo’nun ‘Nikomakean Etiği’ öğretisinden bu yana varlığı tartışma götürmeyen, temel nitelikte bir yargılama etiği ilkesi olan, taraflara (iddia ve savunma) aynı mesafede kalarak yargılamayı yürütme çabasını gösterememişti. Bu nedenledir ki, sorun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, Türkiye’nin mahkûmiyeti ve yeniden yargılama yapma gereğiyle sonuçlanmıştı, fakat sonuç gene değişmemişti.

Bir yargılamadaki taraflardan birinin ya da bu vakada olduğu gibi, savunmanın devlet aygıtları karşısındaki güçsüzlüğünün hukuken bir ihlal anlamına geldiğini saptamak yerine, bu güçsüzlüğe siyasi bazı anlamlar vererek meşru göstermeye çalışmak, hukukun değil, ama gücün üstünlüğü anlamına gelir.

Şimdi, bu ay başında, Yargıtay’ın DEP’lilere ilişkin daire kararına bu açıdan bakılacak olursa, yapılanın, tamamen bu konuya ilişkin uluslararası insan hakları ilkesine değer verilmesinin bir sonucu olduğu görülür. Kaldı ki, hukuki yükümlülükleri bağlamında, Türkiye devlet aygıtlarının yapması gereken de zaten buydu. Bu gelişmenin, ışık altında tutulması, bu ilkenin ihlali sonucunu doğuracak başka birtakım kararlar karşısında eleştiride bulunma hakkını elbette ortadan kaldırmaz. Ama, demokratik bir toplumda yapılması gereken doğrultuda bir uygulamanın takdirle karşılanması da, Türkiye gibi, demokratikleşme çabalarına işlerlik kazandırılması sürecinde ‘geçiş’ konumunda olan ülkeler bakımından büyük önem taşıyor.

Komplo, kuşku, muhalefet, istihza, mesafe, nasıl açıklanırsa açıklansın, sistemin işleyişine hep uzakta durmak, onu görmemek ve duymamak anlamına gelen bir kişilik yarılması da değildir. Aksi halde, bütün o iyileştirme çabalarının ve geleceğe mal olan bir hayat mücadelesinin anlamı nedir?

Çanta rozetleri gencin aynasıdır!

0

Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 13-01-2009

AA – KONYA – Gençler, hayata bakış açılarını, çantalarına taktıkları rozetlerde yer alan sloganlarla ifade etmeye başladı. Lise ve üniversite gençliği, çantalarını bazen ruh hallerini yansıtan ‘Yalnızım, mutsuzum, benden ne istiyorsun?’ gibi ifadelerin bulunduğu rozetlerle, bazen de kendilerini tanımladığını düşündükleri ‘kronik züğürt, kronik sakar, free, cool, ağır romantik, kronik öğrenci, manik depresif, boşta gezer’ sloganlarıyla süslüyor.

İçinde bulunduğu ekonomik durumu ya da gelecek kaygısını dışavuran sloganlarda ise ‘Öde öde bitmiyor’, ‘Okul yok, iş yok, para yok, sorun yok’, ‘Parayı sevmiyorum ama sinirlerimi yatıştırıyor’, ‘Parayla saadet olur Ayşe olur Fatma olur’, ‘Burada nefes almayın çok ucuz bir yer biliyorum’, ‘Hayatta bir amacın varmış gibi davran’ gibi sözler yer alıyor. Gençler bazen de ders çalışma zorunluluğunu esprilerle anlatıyor:

‘Çalışmak eğlencelidir ama şimdi eğlence zamanı değil’, ‘İçine garip bir çalışma isteği doğarsa otur bekle, geçsin’, ‘Ne kadar sallarsan salla, dört yanlış bir doğruyu götürür.’ Çevre konusundaki duyarlılıklarını ise ‘Dünya insanlara değil, insanlar dünyaya aittir’, ‘Barış istiyorum’,

‘O şimdi canlı kalkan’, ‘Yerlere çöp atmayın, havaya atın, bırakın sorumlusu Newton olsun’ gibi sloganlarla dile getiriyor.

Karşı cinsle ilişkileri konu alan sloganlar arasında ise ‘İki gönül bir

olunca, samanlığı polis bastı’, ‘Aşk öyle ciddi bir hastalıktır ki, iki kişiyi birden yatağa düşürür’, ‘Kimi dertten içer kimi neşeden, ben şişeden içiyorum’, ‘Başlayan her şey biter’, ‘Aşk mücadelesi değil, mücadele aşkı içinde ol’ rozetleri gençler arasında revaçta.