Posof Öğretmenevi Rss

Biraz daha aritmetik

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 11-01-2009

Borç yükü yüksek bir ekonomide reel faizler reel büyüme oranının üzerindeyse o ekonominin faiz dışı fazla vermekten başka çaresi yoktur. Faiz dışı fazlanın oranı borç yükünün oranı çerçevesinde reel faiz-büyüme oranına göre belirlenir. Faiz fışı fazla geçici bir çözümdür. Asıl çözüm faizin de dahil olduğu toplam bütçe açığının kapatılmasıdır. Bunun yolu da faiz dışı fazlayı mümkün olduğunca yüksek tutturmaktan geçer. Denklemlerimizi bütçe açısından bir kez daha yazıp Türkiye’ye uygulayalım:

Bütçe faiz dışı fazlası = Bütçe gelirleri -

Bütçedeki faiz dışı giderler

Bütçe açığı = Bütçe gelirleri – Bütçe giderleri

İlk denklemde faiz giderlerini hesap dışında tutarken ikinci denklemde hesaba onları da kattığımıza dikkat edilmelidir. Bu aşamada ilk denklemin fazla vermesi gerekliliği üzerinde duruyoruz.

Şimdi 2004 yılının ilk beş ayı sonuçlarına bakalım. İlk beş ayda 54 katrilyon lira toplam bütçe gideri yapılmış ve toplam 42 katrilyon

lira bütçe geliri toplanmış. 54 katrilyon liralık toplam bütçe giderlerinin dağılımı şöyle: Faiz dışında kalan bütçe giderlerinin toplamı 27.5; faiz giderlerinin toplamı 26.5 katrilyon lira. Bu değerleri denklemlerde yerine koyalım: Bütçe faiz dışı fazlası = 42 – 27.5 = 14.5

katrilyon lira.

Yani bütçemiz faiz dışı fazla vermek suretiyle daha az borçlanma yapılmasına katkıda bulunmuş durumda. Buna karşılık bütçe açık vermeye devam ediyor. Faiz giderlerini de işin içine kattığımızda görünüm şöyle oluyor:

Bütçe açığı = 54 – 42 katrilyon TL = 12 katrilyon lira

Eğer borç stokumuz sıfır olsa ve faiz ödemek zorunda olmasaydık bütçe giderlerimiz faiz ödemeleri kadar düşük olacak, yani (54 – 26.5 =)

27.5 katrilyon lira olacak ve bütçe açığımız olmayacaktı. Borç stokumuz sıfır olmadığına ve dolayısıyla faiz yükümüz olduğuna göre yapmamız gereken tek şey faiz dışı fazlayı mümkün olduğunca yüksek tutarak oradan sağlanacak fazlayla faizleri ödemek ve borç stokunun artmasına izin vermemektir. Türkiye bu yolda ilerlemektedir. Borç stokunda görülen artış reel faizlerin yeteri kadar gerilememesinden kaynaklanmaktadır. Daha doğrusu ilk dört ayda gerilemeye başlamış olan reel faizler beşinci ayda

önemli oranda artış göstermiştir. Faiz dışı fazla sağlandığına göre ve faiz dışı fazlaya paralel olarak reel faizlerin düşmesi gerektiğine göre bu artış nereden kaynaklanmıştır? Bu artışın tek nedeni olumlu bir gelişme içine girmiş bulunan beklentilerde orta çıkan bozulmadır. Programın uzun dönemli tek çıpası konumundaki faiz dışı fazlayla ilgili tartışmalar ve yaşanan siyasal gerginlik beklentileri bozmuş ve faiz dışı fazladaki olumlu gidişe karşın reel faizlerde sıçrama görülmüştür. Faiz dışı fazla tartışmasının durulduğu, siyasal gerginliğin yumuşadığı, IMF ile programa devam edileceğine ilişkin gelişmeler reel faizin yeniden gerilemesine yol açmaya başlamıştır.

En fazla sorulan sorulardan birisi olumlu olduğu iddia edilen gelişmelerin sokaktaki insana ne zaman yansıyacağı sorusudur. Faiz dışı fazlanın

artması olumlu bir gelişmedir ama sokaktaki insana yansıması zaman alıcı bir gelişmedir. Yani eğer biz faiz dışı fazla vermekten vazgeçsek ya da bunun oranını düşürsek ve ortaya çıkacak imkânı kamu giderlerine yansıtsak bu, hemen sokaktaki insana olumlu olarak yansıyacaktır. Ya da aynı sonuca ulaşmak üzere vergilerde indirim yapılması da söz konusu olabilir. Kamu giderlerinin artması ya da vergilerin düşürülmesi demek piyasaya daha fazla para çıkması demektir. Bunun yaratacağı talep artışı üreticinin satışlarının yükselmesi demektir. Ne var ki bu çok kısa sürede tükenecek bir iyileşmedir. Oysa faiz dışı fazlada biraz daha direnebilirsek reel faiz düşüşüyle elde edilecek iyileşme sokaktaki insana daha kalıcı olarak yansıyan bir gelişme olacak.

İstanbul ‘en pahalı’ oluyor

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 11-01-2009

İngiliz Mercer şirketi en pahalı kentler listesini açıkladı. İstanbul uçtu. Geçen yıl 42′nci olan İstanbul, bu yıl 18′inci sırada. En pahalı üç kent ise Tokyo, Londra ve Moskova…
LONDRA – Uluslararası araştırma kurumu Mercer’in geleneksel en pahalı kentler araştırmasında birinci sırada Tokyo var. Onu Londra ve Moskova izliyor. Geçen yıl listede 42. sırada yer alan İstanbul ise bu yıl 18′inciliğe fırladı. Sydney de geçen yıl 67′ncilikten bu yıl 20′nci sıraya yerleşerek İstanbul’la benzer bir rota izledi.

Londra merkezli Mercer, 15 yıldan beri ‘En pahalı kentler’ listesi hazırlıyor. Liste, yurtdışında personel çalıştıran uluslararası şirketlere, maaş ve ücret politikalarında kılavuzluk ediyor. Bu yıl liste için 46 ülkede 144 kent ele alındı. Bu kentlerde eğlence, ulaşım, giyim, beslenme, barınma gibi kategorilerde (ev kirası, kahve fiyatı, CD kirası, taksi ücreti gibi…) 250 kalem mal ve hizmetin fiyatına bakıldı. Her yıl yapılan araştırma mart ve eylül aylarında yapılan ayrı araştırmalara dayandırılıyor. Hangi şehirlerin araştırma kapsamına alınacağı ise, özel şirketlerin ve hükümetlerin taleplerine göre belirleniyor. İşte sonuçlar:

Listede ilk 10: Zirvede Tokyo (Japonya) var. Onu Londra (Britanya), Moskova (Rusya), Osaka (Japonya), Hong Kong (Çin), Cenevre (İsviçre) Seul (Güney Kore), Kopenhag (Danimarka), Zürih (İsviçre) ve St. Petersburg (Rusya) izliyor.

5 milyar lira kira: Araştırmaya geniş yer ayıran İngiliz basını, Londra’nın ulaşım, kiralar, yakıt fiyatları, eğlence gibi bütün alanlarda Avrupa’da rakipsiz bir pahalılık düzeyine eriştiğine dikkati çekti. Londra’da merkezde iki odalı bir dairenin aylık kirası 1950 sterlin (yaklaşık 5 milyar 350 milyon lira). Benzer bir daire Dublin’de 840, Paris’te 1311, Roma’da 908 sterline kiralanabiliyor.

Ucuz komşular: AB’nin çiçeği burnunda üyesi Romanya’nın başkenti Bükreş ile Kıbrıs’taki Limasol, Avrupa’nın ve dünyanın en ucuz kentleri arasında. Ancak uzmanlar, söz konusu kentlerin ticari canlanma ve yaşam standardında yükselme nedeniyle biraz pahalanabileceği görüşünde.

ABD’nin en pahalısı: Elbette New York. New York listede 12. sırada.

Ah İstanbul, vah İstanbul: İstanbul, hep ‘çok pahalı’ diye anılan Paris’in hemen arkasına yerleşti. Paris listede 17, İstanbul 18′inci sırada.

En ucuz: En pahalı kentler listesinin sonundaki kent, Paraguay’ın Asuncion kenti. (aa, Reuters)

Chavez: Tek rakibim Bush

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 11-01-2009

AFP – CARACAS – Petrol zengini Güney Amerika ülkesi Venezüella’da Devlet Başkanı Hugo Chavez, görevinden alınıp alınmamasıyla ilgili 15 Ağustos’ta yapılacak referandumda muhalefete değil Bush yönetimine meydan okudu. Chavez, "Gerçek rakibim ABD Başkanı" dedi ve referandum için 2.5 milyon imza toplayan beş muhalefet partisinin kendisine vız geldiğini belirtti. Chavez, iki yıl önce 48 saatliğine kendisini koltuktan eden darbeden Bush’u sorumlu tutuyor.

atv markası mezatta

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 11-01-2009

ANKA – ANKARA – Dinç Bilgin’in Halkbank’a olan borçları nedeniyle haciz konulan atv ve Medi Grup markaları bugün açık artırma yöntemiyle satılacak. Belediye Mezat Salonu’nda açık arttırmaya çıkan atv markası için 5 trilyon, Medi Grup Markası için 300 milyar lira fiyat tespitinde bulunulmuştu. Bugünkü ilk artırımda mevzuat gereğince 5 trilyonun en az yüzde 60′ına denk gelen 3 trilyonu veren çıkarsa atv logosu bu teklif sahibine satılacak. İlk artırmada yeterli teklif çıkmazsa, 21 Haziran’da aynı yerde ikinci açık artırmaya çıkılacak. atv markasının, "Radyo-TV kanalları, haber ajansları, eğlence hizmetlerinde" kullanılmak üzere 27 Ekim 2007′ye kadar koruma tescili bulunuyor.

Otoyol Daily minibüs yapacak

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 11-01-2009

RADİKAL – İSTANBUL – Yolcu taşımacılığında Eurobus ile ulaştığı noktayı pekiştirmek isteyen Otoyol, tesislerinde Daily minibüsün gövde yapımına başladı. Koç Holding Diğer Otomotiv Grubu Başkanı Selçuk Gezdur, Daily Minibüs’ün, Iveco ile Otoyol’un uzun yıllardır devam eden iş ortaklığının ürünü olduğunu söyledi. Otoyol Genel Müdürü Murat Selek ise, hedeflerinin Daily’nin Otoyol fabrikasından çıkması olduğunu kaydetti. Türkiye’de ticari araç sektöründe satılan araçların yüzde 80′inin yerli ürünler olduğunu ifade eden Selek, "Bizim böyle bir imkânımız var. Bundan sonraki adım olarak bu modelleri burada üretmek istiyoruz" açıklamasını yaptı. Yeni Daily minibüsü Türkiye pazarında daha üst seviyelere çıkaracakları vurgulayan Iveco İhracat Direktörü Franco Miniero "Biz Türkiye için daha fazla şeyler yapmak istiyoruz. Koç’a tecrübesinden dolayı güveniyoruz" diye konuştu.

Validen izinsiz eylem uyarısı

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 11-01-2009

RADİKAL – İSTANBUL – İstanbul Valisi Muammer Güler, NATO zirvesini protesto için 27 Haziran’da Aksaray’da yapılması planan miting için yapılan çağrıların kanunsuz olduğunu açıkladı. Güler, "Valiliğin belirlediği yerler dışında toplantı ve basın açıklaması yapılması mümkün değildir" dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde dün NATO zirvesiyle ilgili basın toplantısı yapan Güler, şu bilgileri verdi: "Boğaz trafiği açık olacak. Yasak, tehlikeli yük taşıyan gemiler için. Barbaros ve Ortaköy iskeleleri kapalı, diğer iskeleler açık olacaktır. Sahil yolu 27-29 Haziran’da kapalı olduğu için arabalı vapurlara araç alınmayacak. Boğaz köprüleri açık olacak. Metronun da sadece Taksim-Mecidiyeköy hattı kapalı, diğer hatları açıktır."

Halka arzlarda vur-kaç

0

Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 11-01-2009

Türk borsasının belki de en temel zaafiyeti, derinliğinin olmaması ve kısa vadeci vur-kaç anlayışının çoklukla hâkim olması. Borsa, günlük ihtiyacın temin edildiği adeta bir ’semt pazarı’ gibi görülünce, yatırımlar uzun vadeli perspektiften uzaklaşıyor ve yatırımcı hafızası da zayıf olunca, borsada yatırım kısır bir döngü içine giriyor. Ayrıca, bazılarının

‘duygusal nedenlerle’ kabullenmek istemedikleri hisse sahipliğinde aşırı yoğunlaşma (konsantrasyon) ve kurumsal yatırımcı eksikliği ile, Türk borsası ne yazık ki, ekonomide hâkim olan ‘doldur-boşalt’ anlayışının esiri olabiliyor. Bazen borsayı yukarıya çekmek için konjonktürel olarak iyi yorumlar yapılıyor; bir süre sonra da ipler gevşetilip, bazı yatırımcılar yere çaktırılıyor. İşin garibi, bu durumu bizzat yaşayanlar arada yine bu tuzağa düşüyorlar. Yediği kazıklardan zor ders çıkaran

bir yatırımcı grubunun ne kadar rasyonel hareket ettiği de ayrı bir tartışma konusu oluyor. Bazı yatırımcıların adeta vur-kaç zihniyeti ile kısa yoldan tatlı kâr elde etme ilüzyonu ile yatırıma kalkmaları aslında tüm dengeleri altüst ediyor. Tasarruflarını rasyonel ve uzun vadeli değerlendirmek isteyen gerçek yatırımcılar da bu süreçte darbe yiyor ve borsadan soğuyor.

Halka arzlarda da benzer dinamikler yaşanıyor ve bu süreç de ‘kısa vadeciliğe’ takılıyor. Orta ve uzun vadede, borsada çok şirketin değeri hep geriye gittiği için, uzun soluklu bir yatırım anlayışını muteber kılacak bir yatırım stratejisi gözlemlenemiyor. Sonuç itibarıyla; borsanın orta vadedeki genel performansı, yatırımcıları uzun soluklu yatırım anlayışından uzaklaştırıyor. Yani, belli bir kısırdöngü içinde ‘kendi kendini doğrulayan kehanetler’ devreye giriyor. Bu mantık içinde, borsa yatırımcısının önemli bir kısmı kısa vadeci oluyor.

Geçmiş halka arzların getiri performansları kısa vadeci bir stratejiyi destekleyen bir özellik gösteriyor. Benim de katıldığım bir akademik çalışmada, son dönemdekiler hariç halka arzların ilk yedi gününde, hisselerin ortalama olarak yüzde 20.5 değer kazandığı, hatta ilk günde getirilerin yüzde 11 yükseldiği görülüyor.

Geçmişin cazip halka arz getirileri ile fazla ‘motive olan’ yatırımcılar da en kısa vadede, yani ‘hemen’ birçok zirve görecek hisseleri satarak tatlı paralar kazanmayı hayal ediyorlar. Tabii bu arada, ‘oyun teorisi’ gündeme giriyor. Bazı şirketler, bu kadar iştahla gelen yatırımcılara değerleri aslında şişirilmiş hisseleri sunuveriyorlar! Piyasaların genelinde yukarıya doğru bir hamle olunca bu taktik işliyor. Tabii bu tür bir dinamik, daralan ya da patinaj yapan bir piyasada hiç işe yaramıyor ve halka arz piyasasına ileride zarar verecek kötü izlenimler kalıcı hale geliyor.

Özellikle son yapılan halka arzlarda kafaları karıştıran diğer bir konu, halka arz sonrasında fiyat istikrarının sağlanması ile ilgili olarak yaşandı. Sermaye piyasası mevzuatına göre, aracı kurumlar halka arz sonrası mutlak suretle fiyat istikrarı garantisi veremiyorlar, ancak bunun mümkün olabileceğini belirtebiliyorlar. Son bir-iki halka arzda bu konuda iki farklı uygulama söz konusu oldu. Rasyonel olan ve ders almayı artık öğrenen yatırımcılar, umarım, kendi zararlarına bile olsa yatırımcıları koruyucu yönde uygulamalar yapan aracı kurumları, ilerideki halka arzlarda daha farklı değerlendirirler.

Cim Bom’da gergin açılış

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 11-01-2009

İSTANBUL – Galatasaray’da 2004-05 sezonu mesaisi başlarken, Sarı-Kırmızılılar ilk antrenmanlarını da yaptı. Teknik direktör Gheorghe Hagi yönetiminde, Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yapılan antrenmana, yeni transfer olarak sadece İbrahim Yavuz katıldı. Galatasaray’ın ilk antrenmanını izlemeye gelen taraftarlarla futbolcular arasında gerginlik yaşandı. Üst sahada yapılan idmanı izlemelerine izin verilen yaklaşık 200 taraftar, bir süre futbolculara ve Hagi’ye sevgi gösterilerinde bulunup meşale şov yaptı. Taraftarlar, daha sonra özellikle Ümit Karan ve Volkan’a tepki gösterdi. ‘Alemci futbolcu istemiyoruz’ diye bağıran taraftarlar, ‘En büyük taraftar, futbolcular sahtekâr’ diye tempo tuttu. Taraftarların olumsuz tezarütlarına önce Arif, daha sonra da Hagi yanlarına kadar gelerek engel olmaya çalıştı. Hagi, taraftarların sahaya attığı atkıyı, taraftarlara doğru göndererek tepkisini gösterdi. Antrenman sonrası Ümit Karan, arka kapıda taraftarların beklediğini görünce geri dönerek ön kapıdan çıktı.

Bu sorulara biri cevap versin

0

Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 11-01-2009

Son yapılan halka arzlar ile ilgili tartışmalar artarak sürerken, bu konuda başlayan elektronik mesaj yağmuru da devam ediyor.

Sevgili dostlar, son bir hafta içinde piyasanın dikkatle takip ettiği önemli köşe yazarlarının bir bölümü bu konuyu ele aldı ve kendilerine göre bazı çıkarımlar yaptılar. Kimilerine göre Türk Traktör için söz verildi ama tutulmadı, kimilerine göre söz verilmedi sadece fiyat istikrarı ima edildi, kimilerine göre Doğuş verdiği sözü tutu ve alım yaptı.

Yorumları bu noktada size ve yazının sonrasına bırakarak hepsinin ortak

olduğu bir sentezi sizlere aktarmak istiyorum: ‘Ne olursa olsun, hata olsun olmasın, yatırımcı profili değişsin değişmesin, net bir gerçek var; Türk Sermaye Piyasası günden güne eriyor.’

Peki ne yapılabilir? Atılması gereken ilk adım tartışamayı bitirme, açılması muhtemel birçok davayı önleme veya yol gösterme adına yetkililerin bazı sorulara açıklıkla cevap vermeleri. Kim bu yetkililer? SPK ve şirketlerin yöneticileri.

Sorulara gelince;

- Türk Traktör için alım sözü verildi mi? Yazılı bir belge var mı?

- Alım sözü ile fiyat istikrarı arasında ne gibi faklar var?

- Hisseleri pazarlayanlar, alım ile ilgili yazılı bir taahhüt olmadan, böyle bir algılamayı pazarlama yaparken mi kullandılar?

- Doğuş’un yaptığı alımlarda fonlar kime ait? Şirketin fonları mı yoksa kendi finansal kurumlarının mı?

- Bir şirketin halka arz sonrası kendi hisselerini geri alması, hangi kavram adı altında olursa olsun normal mi?

- Bir grup, genel anlamda söylüyorum, kendi bankasından veya bankanın arz ettiği fonlardan kendi hisselerine destek çıkabilir mi? Kanuni bir engel yok mu?

- Destek sözü verilmeden halka arz yapılamayan bir piyasanın hastalıkları neler? Bu hale gelinirken hatalı kimler?

Bu soruların kendilerini ilgilendirenlerine yetkililerin açıklama yaparak, bu tartışmayı durduracaklarını umuyor ve geneli ilgilendiren kavramların da tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili dostlar, bu noktada sizlerle piyasamızın bazı gerçeklerini paylaşmak ve sorgulamamızın sınırlarını genişletmek istiyorum;

- İlk 10 yatırımcı, yerli-yabancı tüzelkişiler ve fonlar da dahil,

toplam hisse senetleri portföyünün yüzde 30-40′ına sahip…

- İlk 10 tüzel yatırımcının portföy değeri ile 1 milyon gerçek yatırımcının portföy değeri aynı…

- 1 trilyonun üzerinde portföyü olanların sayısı 1000′den az…

- İlk 1000 gerçek ve tüzel yatırımcı toplam menkul kıymetler havuzunun yüzde 65-70′ine sahip…

- Genel olarak ortalama portföy büyüklüğü 4-5 milyar TL civarında, bunun döviz bazında ifadesi: 2-3 bin euro…

- İstanbul’da oturan yatırımcılar, toplam sayının 1/3′ü olmalarına rağmen, toplam portföylerin yarısından fazlasına sahip…

- Yurtdışında yerleşik vatandaşlarımızın ortalama portföy büyüklüğü, Türkiye’de yerleşik grubun üç katı…

- Yurtdışında yerleşik portföy sahiplerinin yüzde 60′ı TC vatandaşı…

- Yabancı yatırımcılar sayısal olarak yüzde 1′in altında kalmalarına rağmen toplam portföy büyüklüğünün yüzde 40-50’sine sahipler…

- Yabancı yatırımcılar 11-12 aylık bir sürede portföy değiştirirken, yerli yatırımcılar 1-2 aylık bir sürede portföy değişimine gidiyorlar…

- Yatırımcı sayısının nüfusa oranına göre ilk 20 içinde olan bölgeler, portföy büyüklüğü esas alınarak yapılan sıralamaya göre listeye giremiyorlar…

Sonuç: Bu piyasa bizim ve yaptığımız her hata geleceğimizi biraz daha eritiyor. Bu bağlamda kavramların şeffaflaşması için herkesi sorumlu olmaya ve olayları sakız olmadan gerekli açıklamaları yapmaya davet ediyorum.

Not: Daha önceki yazılarımda şu ibareyi kullanmıştım; "Maliye Bakanlığı 14 . 03 . 2003 tarihinde SPK’ya bir yazı ile banka hakkındaki şüphelerini bildirerek incelenmesini istemiş." Bu ibare SPK’ya değil BDDK’ya olacak.

F-4E düştü, iki pilot şehit oldu

0

Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 11-01-2009

Teknik arıza nedeniyle düşen uçağın, İsrail’de modernize edilen uçaklardan biri olduğu öğrenildi
MANİSA/ANKARA – Eskişehir 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’na ait F-4E tipi bir uçak, Manisa’nın Selendi ilçesine bağlı Fakran mevkiinde, teknik bir arıza nedeniyle düştü. İnfilak eden uçaktaki iki subay şehit oldu.

1. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan dün sabah saatlerinde eğitim uçuşu için kalkan F-4E tipi bir askeri uçak, öğle saatlerinde Selendi’ye bağlı Fakra Mahallesi’nin 500 metre uzağına düştü. Görgü tanıkları uçağın, Fakran, Çıkrıkçı ve Terziler köyleri arasında önce bir yamaca çarptığını, sonra da yamacın eteğindeki dereye düştüğünü söyledi. Aynı anda infilak eden uçağın enkazı, 1.5 kilometre çapında bir alana dağıldı. Köylülerin haber vermesi üzerine, askeri yetkililer, itfaiye ve sağlık birimleri seferber edildi. Yangın, Kula ve Selendi itfaiyesince söndürüldü.