Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 09-01-2009
AA – ANKARA – 8. gözden geçirme temaslarına devam eden Türkiye Masası Şefi Rıza Moghadam başkanlığındaki IMF Heyeti’nin ziyaret ettiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu sosyal güvenlik ve asgari ücret konularının gündeme geldiğini belirtti. Başesgioğlu, "Makroekonomik dengeleri etkilememesi açısından asgari ücret konusu üzerinde duruluyor. Biz de bu hassasiyetin bilincinde olduğumuzu ifade ettik" dedi. Başesgioğlu, sosyal güvenlik reformu hazırlıklarının ekim ya da kasımda Meclis’e sunulacağını söyledi.
Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 09-01-2009
BBC – LONDRA – Britanya’da bir ilaç firması, kokain bağımlılığına karşı aşı geliştirdi. Xenova firmasının geliştirdiği ‘TACD’, klinik deneylerde başarı sağladı. Aşırı kullanan bağımlılar altı ay boyunca kokainden uzak durdu. Aşı kokain isteğini azaltmıyor, ancak bağımlı kokainin etkisini hissedemiyor. Aşı sayesinde kokain, vücudun bağışıklık sistemini harekete geçiren bir proteine bağlanıyor. Böylece maddenin farkına varan vücut antikor üretiyor ve kokain beyne ulaşmadan etkisini kaybediyor. Xenova’nın yetkilileri, kokain molekülleri çok küçük olduğu için, bağışıklık sistemi onları fark edemeden beyne ulaşabildiklerini söyledi.
Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 09-01-2009
10 yıl aradan sonra Diyarbakır’da konuşan Leyla Zana, PKK’ya seslendi: En az altı ay ateşkes bozulmamalı, kardeş halkla barış çabaları sürmeli
DİYARBAKIR – Geçen çarşamba tahliye edilen eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak, 10 yıl aradan sonra dün gittikleri Diyarbakır’da sevgi gösterileriyle karşılandı. DEHAP’ın seçim otobüsünün üstüne çıkan eski DEP’liler, yol boyunca kalabalıklar tarafından alkışlandı, apartmanların balkonlarından çiçekler atıldı.
Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 09-01-2009
Bankaların martta 1.9 milyar dolar olan döviz pozisyon açığının mayısta 272 milyon dolara gerilemesi, bu haftaki dövize endeksli tahvil itfasının kurlar üzerindeki baskısını azaltacak
ANKA – ANKARA – ABD’nin faiz artırma sinyallerinin Türkiye’den yabancı yatırımcı çıkışına yol açmasıyla birlikte nisan ve mayıs aylarında döviz piyasalarında yaşanan dalgalanmalar bankacılık sistemini korkuttu ve sektör 1.9 milyar dolara kadar yükselttiği döviz açığını, mayıs sonunda 272 milyon dolara kadar küçülttü. Sektörün bu hafta Türk Lirası cinsinden yapılacak 1.2 milyar dolarlık dövize endeksli devlet tahvili geri ödemeleri öncesinde döviz açığını oldukça küçültmesi, döviz piyasalarını rahatlatacak.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Bankalar Gözetim Sistemi verilerine göre, bankacılık sektörü son iki ayda, döviz pozisyonlarındaki açığı 1 milyar 629 milyon dolar azalttı. Sektörün daha çok Türk Lirası faizleriyle kur artışı arasında faizler lehine olan makastan yararlanarak kâr etmek amacıyla büyüttüğü döviz pozisyon açıkları, kurların önemli ölçüde arttığı nisan ve mayısta zarar edilmesine neden olmuştu.
Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 09-01-2009
ANKARA – İsrail’in Kuzey Irak’ta Kürt devleti oluşumunu desteklemek ve Irak’ta çıkarlarına uygun bir süreci işletebilmek için peşmergelere askeri eğitim verdiği ve bölgede gizli operasyonlar düzenlediğine dair istihbaratları daha önce alan Türkiye, İsrail’in sözüne güvenmek istiyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün “İsrail haberi yalanladı. Hassasiyetlerimizi herkese ilettik. İsrail’e güvenmek durumundayız. Umarız, güvenler, boşa çıkmaz” dedi.
Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh’ün İsrail’le ilgili iddiaların yer aldığı New Yorker dergisindeki haberi dün Ankara’nın gündemine damgasını vurdu. Irak’taki Kürt gruplardan Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) lideri ve Irak Geçici Hükümet Konseyi’nin de üyesi olan Celal Talabani’nin Ankara’da bulunmasını fırsat bilen Türkiye, tarafları bir kez daha uyardı.
Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 09-01-2009
RADİKAL – İSTANBUL – NATO zirvesine karşı çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü eylemler dün de sürdü.
Bilim, Eğitim, Estetik, Kültür, Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) üyesi küçük bir grup, NATO toplantıları için İstanbul’a gelen heyetlere satış yapılmaması talebiyle Kapalıçarşı’da eylem yaptı. Esnaf ise, ’siftah edemediklerini’ söyleyerek, grubun dışarı çıkmasını istedi.
Barış ve Adalet Komisyonu üyeleri de Galatasaray Postanesi’nde toplanarak, milletvekillerine kart postaladı. Eylemciler, ABD Başkanı Bush’u Meclis’e sokmamalarını istedi.
E-5 Karayolu Kadir Has Center önünde bulunan üstgeçide sabah saatlerinde NATO karşıtı bayrak ve bir bombalı paket asıldı. Paketi yerinden oynatan polis memuru Gültekin Yılmaz kolundan hafif yaralandı.
Ankara’da ise Barış İçin Sürekli Kadın Platformu üyeleri, Yüksel Caddesi’nde NATO karşıtı döviz taşıdı.
Trabzon’da Barış ve Özgürlük Platformu ‘NATO’ya ve Bush’a Hayır’ mitingi düzenledi.
Posted by Admin | Posted in Genel | Posted on 09-01-2009
Bugünlerde bir kez daha gündemi işgal eden Kürt sorununu düşünürken Türkiye’nin yakın dönem siyasal tarihi de insanın gözü önünden geçiyor.
Özellikle de solun bu tarihteki yeri, işlevi, yetersizliği neredeyse akıl almaz bir düzeyde. Bu tarihe değinmek istiyorum.
Daha uzağa gitmeden şu kadarını söylemek mümkün: bugün, AB sürecinin zorlamasıyla ortaya konulan anayasal değişikliklerin özellikle demokratik toplumsal haklarla ilgili olanlarının tamamı 1990′ların başında SHP tarafından yayımlanan ‘Kürt Raporu’nda vurgulanmıştı. O rapor, bugün Türkiye’de bir devrim olarak nitelendirilen adımların atılması gerektiğini daha o zaman yazmıştı.
1990′lı yıllar, dünyada, benim ‘ileri demokratik haklar’ ve ‘3. Kuşak Demokrasi’ (birincisi 1789-1945, ikincisi 1945-1989 arasındadır) dediğim sürecin getirdiği olanakları taşıyordu. Bütün dünyada temel hak ve özgürlüklerin sınırlarını geliştirme ve genişletme gibi bir arayış vardı. Çokkültürlülük, ulus-devletin baskıcı yaklaşımlarına karşılık yeni bir kazanç diye düşünülüyordu. Kimlik ve tanıma politikaları, aynı şekilde demokrasinin geleceğe dönük yeni yaşama alanı olarak tanımlanıyordu.
Bütün bu oluşumlar Türkiye’de de 1983 sonrasında yansımasını bulmuş ve Kürt hareketi, ‘ayrılıkçı-militarist’ ve ‘katılımcı- demokratik’ kollarıyla
ülke gündemine yerleşmişti. Siyasal İslam’ın getirdiği vurgular da işin içine girince 1991 seçimleri demokratik kavramalara dayalı ve kimlik temelinde kristalize olan bir sürece dönüştü. ‘Karakolların duvarları camdan olacak’ diyen Demirel ve DYP seçimi SHP’yle birlikte kazandı. Bu iki partinin kurduğu koalisyon ve ortaklaşa yazdığı ‘Hükümet Programı’ son yılların neredeyse tek demokratik metni olarak tarihe geçti. Bunların çok ötesinde bir adım olarak da SHP, yaptığı ittifakla DHP’lileri,
çatısı altında, parlamentoya taşıyordu.
Bu oluşum içinde Demirel, ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ mu demedi,
‘anayasal yurttaşlık’ kavramını mı gündeme getirmedi? SHP’nin neredeyse lokomotifi olan Kültür Bakanlığı ‘Tek kültür politikamız tekçi kültür politikası olamayacağını söylemdir, ülkenin ‘resmi’ kültür politikası olmaz’ mı demedi, çoklu kültürel ortamı, demokratik kültürü ve demokrasi kültürünü mü savunmadı?
Bütün bunlar olup biterken SHP bir yol ayrımındaydı. Parti ikiye bölünmüştü. Bir tarafta 1991 öncesinde ortaya çıkmış ‘Yenilikçi Sol’ adı altında muhalefet yapan bir kesim vardı. Diğer yanda ise 1989 Eylül’üne gelene kadar parti içi iktidarı elinde bulunduran ve o iktidarı daha ileri bir noktaya taşımak için yeraltı faaliyetini sürdüren Deniz Baykal ve ekibi.
Bugün, ne Baykal’ın CHP içinde sürdürdüğü politikaya ne de Kürt ve demokrasi konusunda söylediklerine şaşmak gerek. Daha o günlerde Baykal, ‘yenilik nedir, bugün yeni olan yarın eskir’ diyordu. Bununla da kalmıyor, Paris’te Kürt kongresine katılan yedi milletvekilini partiden ihraç ediyordu. Şu kadarını söylemek gerekir ki, 1989′da başlayan genel başkanlık yarışları sonunda Baykal ve ekibi, istedikleri kadar konjonktürel dalgalanmalarla temel görüşlerini değiştirmiş görünüp bu görüşlere yakın şeyler söylesinler, inandırıcı olamayarak parti içinde kenara itiliyordu. Ortaya çıkan demokratik açılım geniş ölçüde buna bağlıydı.
Sonunda ortaya ‘Kürt Raporu’ çıktı. Gerçi raporun tarihi bu gelişmelerden önceydi. Ama o rapor bir açılımı işaret ediyordu. Ne var ki, işlevsizdi. Kimse onu anlamadı ve anlayışsızlık da orada kalmadı. Bugüne geldi. Hem Kürt sorununu derinleştirdi hem de solu çökertti. Buradan devam etmek istiyorum.
Posted by Admin | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 09-01-2009
Telekom, toplam borçları 717 trilyon lirayı bulan 1 milyon 342 bin borçlu abonesi ile barışa hazırlanıyor. Düzenlemeden borçları yargıya intikal edenler de yararlanacak
Posted by Admin | Posted in Güncel | Posted on 09-01-2009
Bir kısmı 17 Ağustos depremini bizzat ‘enkazın altında’ yaşadı. Bazıları yakınlarını kurtaramamanın acısını duydu. Aynı şeyleri bir daha yaşamak istemeyen depremzedeler, 24 mahallede ‘Mahalle Afet Gönüllüleri’ni oluşturdu